oganmy
11 Takipçi | 29 Takip
06 11 2010

BİR KELİME...

BEN; BU KADAR MISRALARLA DOLUYKEN, SEN , SEN BENİ BİR KELİMEYE SIĞDIRIYORSUN YA... EYYYYY AŞK... OĞAN.MY.     Devamı

06 11 2010

Ol'An...

Ol’makta Ol’duğumuz, kendimizdir. Ve kendisi Ben Ben’im Ol’An, AŞK’tır. OĞAN.MY   Devamı

05 11 2010

KENDİNİ YENMEK...

İnsanın en büyük düşmanı kendisidir. Hissettiği acı, ızdırap çekmeye sarsılmaz bağılılığı bunun en açık kanıtıdır, yaşamının sanki köklerinden çürümüşçesine solmuş ve hissizleşmiş görüntüsü kişinin kendi düşüncelerinin yaşam perdesinde sunumudur. Bir insanın sıradanlık hapishanesini terk etmesi kendi sınırlarına karşı ayaklanıp, dünya betimlemesini alt üst etmesine bağlıdır. KENDİMİZİ YENMEK;   Olumsuz duygularımızın bizi yönetmesine ve boyunduruk altına almasına kesinlikle izin vermemek demektir. Kendi düşüncelerimizin yıkıcılığını yere sermek ve bizi baltalamaya göz yummamaktır, tüm sınırlarımızı ve benliğimizdeki gölgelerin şüphelerini ve korkuların koyduğu her engeli devirip aşmaktır. Kişinin kendisini yenmesi iradeyi gömülü olduğu yerden çıkarmak, bütünlüğe doğru geri dönüş yolculuğu yapmaktır. İnsan benliğinde maruz kaldığı denemeler, yolculuğunda önüne çıkan tüm zorluklar onun içinde taşıdığı gürültücü kalabalığın yatıştırılması ve bütünlüğe doğru kendisini taşımasını sağlayacak bir ok kadar fırsatı temsil etmektir. Kendi içimize sızmaya çalışacak en küçük bir olumsuzluk ifadesi ne bile geçit açmamak, içindeki hiçbir alçalmaya veya ızdırap belirtisine izin vermemelidir. Kişinin kendini yenmesi, dünyaya bağımlı olmamak ve de yaratıcıları, yani kendisini, kendi benlik durumlarını, dolayısıyla dünyanın efendisi olma gücünü elde etmektir. Çocuk olmayı unuttuk ve şu anda takınmış olduğumuz maske artık bizlerin yaşamını zalimce yöneten kalıcı surat oldu ve gerçekten kaprisli, alıngan ve zalimce yöneten kalıcı bir surat oldu. Bizler dünyayı... Devamı

05 11 2010

KENDİ SEÇER...

İçinde planlanacak bir şey yok, içinde bulunacağın an sana karşılaşmaya uygun davranmak için uygulayacağın stratejiyi söyleyeceğin sözleri ve bilmen gereken her şeyi verecektir. Yaşamındaki diğer kişiler seni gösterir. Ölçer ve seni sorumluluk düzeyini kusursuz biçimde yansıtır. Her kişi kendisiyle, kendi şüpheleriyle, korkularıyla ve bölünmüşlüğüyle karşılaşır. Kendi boş inanışlarını mağlup edebilmek için kaynağına dönmelisin. Yaşamımızda kimlerle karşılaşacağımız konusuna gelince, senin belirleyip seçtiğin insanlardan başkaları olmaz. Burada önemli olan görmeyi öğrenmektir. Eğer görürsek, o kişi veya kişilerin geçmişine sahip olacak ve bir anda yıllar yılı sürecek deneyimleri, çabaların fedakârlıkları, başarıları, başarısızlıkları sağlayacağı yararı kazanacağız. Hala kendin olduğuna inandığın şeyin içinde kısılıp kalmış durumdasın. Bundan dolayı bu karşılaşmalarda göreceğin şey olduğun değil olmadığın halde olduğuna inandığın kişi olacaktır. Köprülerin üstünde ev yapma! Roller, aynı köprüler gibi seni daha öteye geçirmek, üzerinden geçip aşmak için vardır. İnsanlar onların üstünde çok fazla zaman harcıyor. Onları geçmek yerine üzerine takılıp kalıyorlar. Bütünlüğü duyumsamak için her dakikanın yeni olması ve her anın bir öncekini aşmaya hizmet etmesi gerekir. Işık geldiğinde gölgeler kaybolur. Geriye senden gerçek ve doğru olan ne varsa o kalır. Böylece olmadığın veya kendin olduğuna inandığın her şey ortadan kalkar. Karşılaşmalar birer bahanedir, asıl ilişki bir başka düzeyde gerçekleşir. İki kişi karşılaştığında yüzeyselliğin ötesinde kazanılabilince ödül çok daha yüksektir. Karşılaşac... Devamı

05 11 2010

İŞTE BU YARATICILIKTIR

YARATICI İNSAN İÇSEL BİR KAVRAYIŞA SAHİPTİR. BAŞKALARININ DAHA ÖNCE GÖRMEDĞİNİ GÖRÜR, BAŞKALARININ DAHA ÖNCE DUYMADIĞIINI DUYAR. İŞTE BU YARATICILIKTIR... OĞAN-MY   Devamı

04 11 2010

AHENK

İnsanın düşünce ve davranışları evrensel güçlerle ahenk içindedir... Düşünce sükunetle beraklaşmalı, iç ve dış gerçekerin birleşerek doğal bir düşünce akışı içinde eriyip karışması gerekmektedir.... İnsanın özündeki güzellik, yaşamın ve cevremiz basit ve dolaysız anlayıştır. Düşünce, yaşamın yaratıcı güçleri ile doğrudan bağlantılıdır. İnsanın yaşam özü onu kusursuzluğuna bütünlemektedir. Bu düşünce ve davranış bileliğine erişmek için, BENLİĞİ , HIRSI ve BENCİLLİKTEN arındırarak, kendimizi tamamen değişen evrenle uyum içinde yaşamın sevincini, coşkusunu kucaklamalıyız... OĞAN-MY Devamı

04 11 2010

İÇİNDE BÜTÜN...

İnsanın bilincini görmemezlikten gelip, onda yaşam olmadığını, yanlızca; yaşma eylemi olduğuna söylemek bir iddia olabilir. Şüphesiz yanlızca doğrudan yaşam eyleminin farkında olup, hiç bir zaman bir bütün olarak yaşamın farkına varmayız. Oysa yaşam içinde bütün yaşamı yaşayan insan olduğunu unutmayın... OĞAN.MY Devamı

04 11 2010

DÖNÜŞÜM...

ESKİNİN - YENİYE DÖNÜŞÜMÜNÜ HER YERDE GÖRÜRÜZ; BU OYUN; BENLİĞİMİZİN ÖLÜMSÜZ GENÇLİĞİ KAVRAYA BİLMEK İÇİNDİR... GÜN HER SABAH BİZE " ÇIPLAK VE BEYAZ BİR GÜL" KADAR TAZE GELİR VE DEĞİŞİR. SINIRLARINI SÜREKLİ GENİŞLETİR VE UNUTUMAYA - ÖLÜME TERK EDER.... OĞAN-MY Devamı

04 11 2010

DURULUR...

HAYAT; Benim kadar eski; Bir o kadarda yeni... YÜREĞİM; Yüzyıllardır tutuşan bir alev, Aşk ile bedenleri kavurur. HAYALLER; Bir ömrü, Bin ömürü doğurur; durulur; Sesizliğim AŞKI duyurur... OĞAN-MY Devamı

04 11 2010

BİZİMDİR...

GERÇEK HER YERDEDİR;   BU NEDENLE HER ŞEY BİLGİMİZİN NESNESİDİR.   GÜZELLİK HER YERDEDİR, BU NEDENLE HER ŞEY BİZE COŞKU VERİR.   BİR ŞEY ANCAK BİZİM İÇİN BİR COŞKU UNSURU İSE BÜTÜNÜYLE BİZİMDİR.   OĞAN-MY   Devamı

04 11 2010

BİR IŞIK...

  Öncesi; Bir kaynaktan çıkan beyaz ışık. Beyaz ışıktı bir nokta, Noktalarda bir çizgi, Sağa, sola, Yukarı, Aşağı. Beyaz sis perdesi arkasındaki renklerin belirsiz görünümü, Cizgisel aralıklardan yansıyan sızıntı, Varlığının hissi, hareketlerin Biçim kazanması. Tek bir noktaya bağlı, bağımlı. Her biri ayrı nitelik, dizi Doku ve ton, Boşluk ve derinlik Ana noktayı destekleyen spiral içinde.   OĞAN.MY Devamı

04 11 2010

BİR IŞIK OL...

Gautama Buda nın yeryüzündeki son sözleri,  Kendi üzerine bir ışık ol,  idi.   Başkalarını izleme, taklit etme; çünkü izlemek, taklit etmek aptallık yaratır. Sen muazzam bir zekâ olasılığı ile doğdun. Sen içinde bir ışıkla doğdun. İçindeki küçük, durgun sesi dinle ve bu sana rehberlik edecek. Başka hiç kimse sana rehberlik edemez, hayatın için başka hiç kimse bir model olamaz; çünkü sen kendine özgüsün. Tam olarak senin gibi olan bir kimse asla olmadı ve hiç kimse bir daha tam olarak senin gibi olmayacak. Bu senin gururundur, senin ihtişamındır. Sen hiçbir şekilde yerine konulamazsın. Sen sadece kendinsin ve başka hiç kimse değilsin.   Başkalarını izleyen kişi sahteleşir, mekanikleşir, yapaylaşır. Başkalarının gözünde çok büyük bir aziz olabilir ama derinde o basitçe aptaldır ve başka bir şey değildir. O belki çok saygı duyulan bir karakterdir fakat bu sadece yüzeydedir, hatta yüzeyde dahi değildir. Bunu biraz kazı ve içerde tamamıyla başka bir kişi, dışarıda görünenin tam zıddı olduğunu görmek seni şaşırtacak.   Başkalarını izleyerek güzel bir karakter oluşturabilirsin ama güzel bir bilince sahip olamazsın ve güzel bir bilince sahip olmadığın sürece asla özgür olamazsın. Hapishanelerini değiştirmeye devam edebilirsin, esaretliğini, köleliğini değiştirmeye devam edebilirsin. Bir Hindu ya da bir Müslüman ya da bir Hıristiyan ya da bir Jaina olabilirsin; bunun sana bir yararı olmayacak. Bir Jaina olmak demek Mahavira yı model olarak izlemek demektir. Artık Mahavira gibi hiç kimse yoktur ya da olamaz. Mahavira yı izleyerek sen sahte bir varlık olacaksın. Tüm ger&c... Devamı

04 11 2010

BİREY...

  Dünya. dünyalar yaratılmadan önce yaratan ve yaratanın adı birdi dolayısı ile yaratılanlar bir. Yaratanda bir ve yaratılanlar, yaratana bütünlenmiş konumda. Bir olan, tek başına ilerleyen ve kendi bütünlüğünün arayışındaki sen,  birey  olma amacına hizmettir. Bir-ey sözcük anlamı bölünmez birliktir. Bütünleşmiş olan tam olandır. Her insan kendi içinde taşıdığı fikirler ve bu fikirlerin zıtlılığından çıkan çelişkiler vardır. İnsan bulunduğu yaşam, dünce ve oluş içinde sorgulamaya çalışır. Bu noktada sürekli ikilik açısında düşünürüz; iki şeyi bir araya getirmek, iki şeyi bir birine bağlamaya çalışırız ve iki şey oradadır, ikilik oradadır. Var oluşta ikilik yoktur. İkilik olsa, o zaman onları bir araya getiremezsin. Nasıl bir araya getirirsen getir, yine onlar iki şey olarak kalacaktır. Mücadelede devam edecektir. Evren ve ilahi varlık iki ayrı şeyse, bir araya gelmezler. Eğer gerçekten iki ayrı şey değillerse, yalnızca iki ayrı şey gibi görünüyorlarsa, ancak o zaman bir olabilirler. Bedenin ve ruhun iki ayrı şeyse, bir araya getirilemez. Sen ve Tanrı iki ayrı şeysen, bir araya getirmen mümkün değildir, İki ayrı şey olarak kalacaksın demektir. Bu yalnızca bir görüntüdür. Öyleyse görüntünün daha da büyümesine yardımcı olmak niye? Onu hemen, şu an yok et! Tek ol! Kabullenmeyle tek olursun, savaşarak değil. Dünyayı kabul et, bedenini kabul et, onun doğuştan getirdiği her şeyi kabul et. Kendinde farklı bir merkez yaratma çünkü o farklı merkezler egodan başka bir şey değildir. Yalnızca ne olduğunun farkına var. Kendi kendimizde aşmamız gereken ilk şey bedenimizdir. Bedenin içinde olduğumuzun ama beden olmadığımızın farkına varmalıyız. Beden güzeldir, ona özen g&oum... Devamı

04 11 2010

BİR ÇİFT GÖZ...

  OĞAN - MY's Facebook Notes bağlantısından yazan OĞAN - MY         Sessizce izleyen bir çift göz, birbirinden güzel sonsuz renk, her an yanıp sönen ışık ve gizemin büyüsü, aşk...   OĞAN.MY   Devamı

03 11 2010

UNUTTUM...

Bir kağıt, bir kalem. Harf-harf, kelime-kelime süzülen cümle. Bilinçten bilinçsizliğe sızan yazı, yazgı. Büyük bir yazmanın, yaşamın temeli. Sınırsız bir düş, gözlerimdeki karanlık gecede. Perdesiz gözlerimde kaldı bedenim. Bir benliğe misafir şimdi. " Uyandığında yeni bir beden olacaksın", " Hiç bir şey hatırlamayacaksın", " Zaman-zaman bir şey hatırlayacaksın, bulamayacaksın", " Kendini arayacaksın", " Bütün yaşamın bir arayış olacak" diyordu kendi sesim kendime... Sonsuz bir bakışla karanlığı süzdüm. Uzaklar vardı, yakına dair olandan. Varlığımın sınırlarını aşan an, mekan ve zaman bir tek nokta şimdi. Nokta ki mükemmel olanın en mükemmeli. Her harf, kelime, isim, cümle, işaret, imge ve resim o nokta içinde. Damla - damla içtim, çoktan yaşanmış yaşamları. Hissettim... Kendimi... Kendimde suda ki yansıma kadar titrek ve yanıltıcı, olanca sulüyette belirip- belirip kaybolan yüzüm... Zamansızlık ve yokluk... Karalığı cılız bir ışık gibi tarayan gözlerim, bin bir yüze çarpıp dönüyordu. Gördüklerimin varlığıma bir şeyler kattığını bilen bakış. bilincime karışıyordu. Devinen, titreşen ışıltılı yaşam denizi akıyordu önümden. o noktaya. Varlığımsa bilincimde duruyor, duruluyordu... Dokunsam kendime deyeceğim ? diyordu bir yanım. Uzandım... Sonsuz bir nefes çektim içime. Dokundum... Uyudum... Boş bir ayna karşısında hatlarını, ifadelerini arayan hikayesiz bir yüzle yaşama uyandım... Varlığımda kendimi unuttum... UNUTTUM.. " Kaç kelimeyi tüketim, minicik bir yazıda, yazgıda unuttum. kimisi bilincimden, kimisi de dudaklarımdan dökülüp gitti unuttum. Bir tek yazıp yaşadıklarım, yaşayıp ta yazdıklarım kaldı bu hayat denen kağıtta "...   OĞAN.MY ... Devamı

03 11 2010

YAZIYLA KİRLETTİM

Bir vardım, Bir yoktun... En çokta yoktu! .... Geçen salı günü cuma namazından çıkıyorum, Ayaklarımda parmak arası terlik, Dışarısı dizkapaklarıma kadar kardı...  Güneş beynimi düşüncelerimi kavuruyordu. sense bahar sabahı gibiydin kuruyup dökülen yapraklar arasında.............................. bugünlerde ince ince yağan zarif bir yağmurum aslında..... ve zamanla hiç oldum ... unutuldu! ...  SENİ YAZILARLA KİRLETTİM ,, OLSUN kirlenmek güzeldir.... çok güzel buu! güzel güzelde bu kendini bi bok sananlarla aynı kanalizasyonda zor ... beee ha birde güzelin güzelliği ben güzele uyanıyorum, güzel başkalarıyla uyurken... uyansa güzel halbuki ... yanlışları  doğrularının  ırzına geçse. o kadar hoş olur........ üstüne üstlük uygunsu kelimelerle yakalansa!............ ve bilmiyorum , bilmiyordum aynı yerde yan yana kelimelerden arınmış bir cümle kurar gibi sevişmeyi ........ Korkma ağzımı bırakacağım son nefesimde...................... yanlışların işi bittiğinde...... senin suçun yok hayat! ............................. son çektiğim renkli  filimin dikteleri böyle............... düşüncelerim yüzüme ihanet etmiyor işte...  Yüzüm, yüzüm kızardığı aşklarda kaldı. bende birtanesi bile yok şimdi..... kuşları seyreden kedi kadar heyecanlı bıraktım beni bırak bırak artık bu çümleleri...... bıraktım bitti ama gerçekten bitti......... ... Devamı

03 11 2010

ESMEYEN NİYETİN...

rüzgardı içimdeki yaprakları savuran yine sonbahar gelmişti bendeki sen’e.. savurmak değil di niyetin bilsem de esmeye niyetin vardı ya yetti sonbaharı görmeye . 02/11/2010 16:50 Sevil EROL GÜNAYDIN.. Devamı

03 11 2010

SENİNLEYİM...

Akşam olmuş bir gecenin içindeyim içim ise Karanlığa inat şafak açıyor kimileri için ıssız bir yoldur yolum kimileri içinse tek çıkış yolu üşüdüğüm sensizliğin içindeyim şafağım sana söküyor gecem sana gebe sen etrafımdayken geceden banane içim dedim ya şafak ne sana doğuyor nede sensizliğe gebe 02/11/2010 16:35 Sevil EROL GÜNAYDIN... Devamı

03 11 2010

FIRTINALARDA BEN...

  Hangi fırtınanın sessizliğiyim ben yada hangi fırtınadan sağlam çıktı bütünlüğüm, ne bir yolcu kahvesi nede yolcu eylecek bir gafil sürüsü, kimse sensiz geçebilecek fırtınanın içindeki gümbürtüyü tamponlayamaz, anlamadım daha önce neler yaşadığını, neler kaybettiğini ki tek varlığı sen olan birinin kaybettiklerini anlamaman gibi.. uçurum mudur yüreğimin kıyısındaki, hani adım atsam sensizliğe düşeceğim atmasam geri gidemeyeceğim, yoksa dibi olmayan bir kuyumu yok yok bu öle bir nacizane kıyamet ki depremi beynimi, fırtınası kalbimi parçalayan bir yıkım.. adımı adı sensizlik tanımlayabildiğim en yalın hali 10:10   Sevil EROL GÜNAYDIN   Devamı

02 11 2010

YARATTIM...

  Neler gördüm. Neler söyledim sessizliğimde. Hiçbir harfi, sesiz bir cümleye kurban etmeden, harfleri yazarak yaratım. Bu giriş bir şarkı, bir dans, yâda sıcak bir yaz akşamında eriyen güneş gibi. Durgunluğu, örnek almışçasına, sessizce toprağın kafası oluverdim şimdi.   OĞAN-MY Devamı

02 11 2010

YAŞAM...

  Düş lerimin aynası yaşam,   Tohumunda gizli duran bir bitki gibi Orada. Görünmeyenin rahminde yatıyordu. Görünenler ise, Gözlerimin önünden geçip gitmesi, O dünyada, Ters yönde gerçekleşen, Bir doğum gibi, Görünmeyenin rahmine Geri dönüyordu. Ve onu nasıl düşlediysem, O hep öyleydi.   Yaşam bir dönüşümdür, Bu noktada içeride olanları anlamalıyız. O rahmin derinliğindeki bilgeliği, bilgisini.   Bilincimde bir tohum yaratıyorum, bende olan her şeyi içine katarak. Savurup atıyorum sonsuz ve sınırsız düşüme. Sonsuz şimdide düşüncelerimle kavuruyorum o minicik tohumu. Sonra sarıp sarmalıyorum toprağın o şefkatiyle. Oradayım işte; toprağın karnında. Uyuyorum en saf halimle. Her yer her şey kap karanlık, görünenler ise; Bazen sönük bir ışık bilincimde, bazen sıcak bir ışık tohum üzerinde, takip edercesine. Varlığı bilinmezlik ile hissedilebilirlik arasında bir artan bir azalan düşünce. Yokluğu ise karanlık bir boşluk, duyumsadığım derin-derin aldığım birkaç nefes. Bedenim karşı koymuyor bilinçsiz sevgiye. Toprak yaşama hoş geldin dercesine, bilgiyi uygula diyor sessizce. Bir şey kımıldıyor ta içimde. Filizleniyor yine düşünce. Karanlığı hiçe sayarcasına fışkırıyorum toprağın üstüne. Bir fidan güzelliğinde, Köklerim karanlıkta, yüzüm aydınlıkta. Büyümek, görmek, dokunmak ve tatmak istiyorum düşüncemi yaşamda. Yeniden yaratıyorum düşümde. Gökyüzünü yıldızları en derin... Devamı

02 11 2010

YAŞAM

İnsan bir seçim dünyasında yaşar, bu nedenle insanın nasıl bir hayat yaşamak istediğine karar vermesi gerekir. Hayvanlardan aşağıya da düşebilir, meleklerden yukarıya da yükselebilir. Rasgele de var olabilir, kararlılıkla da varolabilir. Yaşamın temel kuralı şudur: Sizin ona verdiğinizi verir. Her anı sanki son anmış gibi yaşayın. Her şeyi ortaya koyun, her şeyi riske atın, çok şaşıracaksınız, yaşam müthiş bir mucize olur o zaman. Bütünlüğü içinde bir hayat yaşayan insan bir gökkuşağıdır; onun tüm ışık yansımalarını yaşar.     OĞAN-MY   Devamı

02 11 2010

YAZMAYACAĞIM

    Kelimeleri, Peşi sıra ard-arda getirmeyi Ve hatta yazmayı, BIRAKACAĞIM... Çünkü sana, Hiç bir şey anlatamıyorlar...   OĞAN.MY   Devamı

02 11 2010

YOL...

    Hemen-hemen her zaman, ayrıntıların büyüsüne kapılıp neyi yaşadığımızı unuturuz. Bazen de kendimizi bulmaya o denli kaptırırız ki, en önemli şeyi, kendimizi unuturuz ve birçok kez bir ileri bir geri gider dururuz. Bu anlarda ilerleme sürecimiz bizim için yoktur, var olan ise bizim hedefimize varma isteğimizdir. Bir hedefe doğru ilerlerken yola dikkat etmek çok önemlidir. Hedefe nasıl varılacağını bize en iyi yol öğretir. Yol yüründükçe bizi zenginleştirir. Hayatta bir hedefin olduğu zaman da aynı şey gerçektir. Sonucun iyi mi, kötümü olacağı, hedefe varmak için seçtiğimiz yol ve o yolun nasıl aştığımıza bağlıdır. Şu sıradan, tekdüze hayatımız içinde hiçbir zaman göremediğimiz sırları, her gün görmeye alıştığımız şeylerin arasından ortaya çıkarlar. Yapmamız gereken onca şeyin arasında, öylece kendilerini gösterirler ve biz onların farkında olmayız ve ıskalarız. Aslında bunun bir nedeni de yol, hız ve zamandır. Zamansa hep aynı ilerlemez. Zamanı hızı bize ve yaşadıklarımıza bağlıdır. Alışık olduğumuz zaman ve yaşadıklarımızı değiştirmek adına normal yürüyüşümüzün yarı hızında yirmi dakika yürüyelim, ama ayrıntılara, insanlara ve çevremizdeki şeylere dikkat ederek. Yürüyeceğimiz bu yolun amacı hedefsiz ve en önemlisi gözlemlemek- görmek olmalı. Yolculuk bir hazza dönüşmeli, aramanın hazzı serüvenin hazzına geçiş yapmalı ve hayallerle süslemeli yolu ve yolculuğumuzu.   OĞAN-MY   ... Devamı

29 10 2010

BÜTÜNÜYÜM....

DİNLE! Susuyor sesizlik, zamanı var olmağı, o an... hayat düşün-e- nin romanında, bilincim herşeyi meydana getirğim yaratıcılığın yetkinliğinde... BEN, benim tümüyle benzersizim, hiç birşeyle karşılaştırılamam... Yaşamın sonsuz, sınırsızlığının derinliklerinde, eşitlik zincirinden kurtulmuş durumda, varlık olarak tek başına duruyorum... Bu halimle herşeyden ayrım yaratıyor. Bireyselliğim varlığımın ayırt edici özelliklerini BEN'den alarak BEN'i bir tane haline getirirken. İçimdeki BEN yaratıcılığın tüm yaşam formlarında bir eşi daha olmayan tek bireysellik fikrine şekil vermiş olmaktan dolayı gururlu ve coşkulu... BENdeki ben, kendisinin içindeki bireyselliği yok etse, ne herhangi bir madde kaybolur, nede tek bir atom zarar görür. Sadece bilincimde varlık bulmuş olan yaratıcı coşku yok olur. Benim diye bildiğim ve kaybolduğunda tüm varlığımda kayıp demek olan tek şey budur... Yaratıcı coşkum.... Hayat düş-ünün yazarı, teki benzersiz olanda böyle tamamlamış. Tekliğimi olduğu gibi koruma yönündeki bu arzum gerçekte içimde hissettiğim benlerin bireysel bütünlüğüdür. BEN benllerin bereyselliğinin bütünüyüm ve ilk ismiyim...   OĞAN-MY     "BENDEN TÜM BENDEKİ BENLERE, BENLİKLERE SEVGİLERİMLE.... Devamı

25 10 2010

AŞK...

OĞAN - MY's Facebook Notes bağlantısından yazan OĞAN - MY "YARADILIŞIN ÖZÜ BİR TEKTİR, O ÖZÜN ADI DA AŞK'TIR" AŞK, Pek çok yaşama ve dünyanın pek çok yerine dağılmış olan deneyimi yoğunlaştırmak için bizleri yeniden bir araya getiren güçtür. Bir kitapta birçok sayfa vardır, hepside aynı olgunun parçasıdır. Sayfaların verdikleri mesajı anlaya bilmek için o sayfaların hepsine ihtiyacımız vardır. Hepside eşit derecede önemlidir. Aynı durum biz insanlar içinde geçerlidir. İnsanlarda kitaplardaki sayfalar gibidir,halkalarla bir birlerine bağlıdır ve tek bir mesaj verirler."AŞK" Bizler ebediyiz ve yaradılışın ÖZüyüz. O bir tekin görüntüleriyiz. İşte bu nedenle bir çok yaşamdan ve birçok ölümden geçeriz. Bu noktada şu soru akla geliyor. Sonsuz şimdide bir tek öz'sek, şimdi bu kadar çok kişi varsa, bütün bu ruhlar nereden geliyor? Ruhlarımız kristaller ve yıldızlar gibidir. Hücreler ve bitkiler gibi bölünür. Ruhumuz bölünür, bölünen yeni ruhlarda bir erkek bir dişi parçaya bölünürler. " (yaradılış kitabında) Ademin ruhu bölündü ve Havva ondan doğdu" Böylece bir kaç kuşak içinde yeryüzünde büyük bir bölümüne dağılmış Ruh-eşleri oluşur. Ruh-eşlerinden en az birini bulmak için gizemli bir zorunluluk duyarız. Onları ayırmış olan büyük AŞK, onları yeniden bir araya getiren AŞK'la mutlu olurlar. Kendimizi yaradılışın özünde bulma süreci AŞK'ır. Kendinizi, ruh-eşinizi ve AŞKI bulmanız dileğiyle. AŞK'la kalın............   OĞAN.MY ... Devamı

25 10 2010

AŞK...

OĞAN - MY's Facebook Notes bağlantısından yazan OĞAN - MY Aşk bir ilişki değildir. Aşk bir varoluş durumudur ve bir başkasıyla hiçbir ilgisi yoktur. İnsan âşık olmaz, insan aşk olur. Ve tabii insan aşk olduğu zaman âşık da olur. Ama bu bir sonuçtur, bir yan üründür; kaynak değil. Kaynak, insanın aşk olmasıdır. Peki, kim aşk olabilir? Doğal olarak, eğer kim olduğunun farkında değilsen, aşk olamazsın. Korku olursun. Korku, aşkın tam karşıtıdır. Unutma, insanların düşündüğü gibi aşkın ve sevginin karşıtı nefret değildir. Nefret, amuda kalkmış aşktır, aşkın karşıtı değil. Aşkın gerçek karşıtı korkudur. İnsan sevgiyle büyür, korkuyla küçülür. İnsan, korku olunca kapanır, sevgide açılır. İnsan, korkuda şüphe duyar, sevgide güvenir. İnsan korkuda yalnız kalır, sevgide ise kaybolur; o yüzden de yalnızlık gibi bir durum söz konusu.   OĞAN.MY Devamı

25 10 2010

AŞK...

OĞAN - MY's Facebook Notes bağlantısından yazan OĞAN - MY Dilsiz, dudaksız sözlerle, Dağlarda ay yüzüm, yaprakta güneş yüzüm, sende olacak, senin olmayacak, anlayamayacağın , doyamayacağın, hiç bir zaman terk edemeyeceğin aşk...   OĞAN.MY Devamı

25 10 2010

AVON YAPRAKLARI...

yazan OĞAN - MY Değişen tonlarda yansıyan renkler, Görüntülerde ışıyıp kaybolan, SURETİMİ çalan, Hayalimin gülümseyişi ile,Ben sana uyandım... Ayrıcalıkla, nazik dokunuşlarınıhissetim tensiz bedenimde... En son saniyede,birden Derin çizgilerle, parlak, nemli, yumuşacıkdudakların hayat verdi Bedenime... ışıltısıyla büyüleyen, Gizemli sen... en uç noktalarda ben...   OĞA.MY  Devamı

25 10 2010

AYNA...

OĞAN - MY's Facebook Notes bağlantısından yazan OĞAN - MY Kişi özgürlüğü, mutluluğu ve sevgiyi dışarıda arar, başka kaynağa ihtiyaç duyar. Ama kaybolan savurgan benliğin yokluğu dış değil bir iç süreçtir. Bulunduğumuz her oluş, yaratanın yüzünün görünmesi ve kapanması da diye biliriz. Tam anlamıyla yüz – yüze seyirdir. Senin görüntün hepsinin üzerindedir. Var olan her şeyin senin yüceliğinin ortaya çıkması için bir “giyisi, rol” yansımandır. Oluşun aritmetiğinde iki yarım bir bütün değildir. Gerçek Var olan kendisinin bütünlükte ifade eder. Eksik bir tek şeyin senin içinde yeri yoktur. Yaşam sahnesinde tüm olanlar senin yarattıkların, yansıttıkların, istemlerin ve arzuların şimdiki zamanda senin belirlediğin rollere girerler. Buda isteğinle yüz yüze gelişindir. Yaratan sen yarattıklarının, yarattığı her şeyi içinde barındırır. Var olan seni içinde gerçekleştiriyorsun. Gördüğün ve dokunduğun her şey, ben dediğin şeyin içinde, Ben dediğin şeyin dışında hiçbir şey yok. Yoksa ne onları görebilirsin nede onlara dokuna bilirdin. Ama her olgu dışında olduğu hissi yaratır. Çünkü duyuların sana var olanın ters bir görüntüsünü veriyor. Gerçekte dışarıda senin dışında hiçbir şey yok. Şimdi sen, seni ancak aynada görebilirsin, ayna senin karşında sana, seni gösteriyor. Yaşam sahnesi bir ayna ve gördüğün tüm görünür olanda sensin...   OĞAN-MY  ... Devamı