oganmy
11 Takipçi | 29 Takip
12 11 2010

MUCİZE KUĞU...

Mucize kuğu;  Durgun suların narin incisi, kuşların en güzeli, nazlısı; zarafetin sembolü mucizem  Beyaz ama bembeyaz, sesiz kuğum.     Mucizem, bazen bir kapı aralar, gül koksu dolar tüm benliğime. Duru bir güzellikti öncesinde, kuğular gibi havalandık, şelalelerle döküldük ellerime. Güzel tüylerimiz havadaki bulut rengi, süzülüyoruz kuğu ezgisiyle, sevgi gölünde. Akıp gidiyoruz narin yüreklerle. Suyun prensesi mucize kuğu, söylenişinden bile güzel. Kendine özgü sessizliğiyle, su ile dans et, gözü kapalı sesice diyor bilincime. Su akışkan bir maddedir, kolay kolay denetim altına alamayız, su ile yavaş yavaş ve yumuşak bir biçimde dans edersek evrenle aramızda bir ilişki kuracaktır. Yaşamın erimelerinden mistik bir ayrılış yapmak istiyorsak,tüm bölünmüşlüklerimizden sıyrılmak istiyorsanız, ya kuğuları seyretme gidin, ya da bir bardak su ile küçük bir birikinti oluşturun. Düşüncelerinizde her hangi bir görüntü, ya da biçim oluşturmadan. Parmaklarınızı soğuk suyun içinde dolaştırın ve sadece oynayın bir kuğu gibi su ile dans edin. Oyun içinde suyun zaman zaman dağıldığını çabucak yeniden birikintiye karışıp yok olduğunu gözlemleyeceksiniz. Siz su ile dans ettikçe bilincinizin tümden durgunlaştığını, su birleştikçe sizlerde kendinizle birleşecek ve bütünleşeceksiniz. Aynı zamanda içinizden gelen bir ses, derinlerden bilincinize yeni bir gücün doğmakta olduğun ve kendini göstermeye hazırlandığını fark edeceksiniz. Bir kuğu gönlümde usulca süzülsün gönlünce.   Mucize Helin, OĞAN.MY   ... Devamı

12 11 2010

MUTLULUK...

Mutluluk nedir?     O, sana; senin bilinçli durumda ya da bilinçsizliğine, uykuda mı ya da uyanık mı olduğuna bağlıdır. Mutlu olmak hayatındaki keskin bir değişiklik; ani bir değişiklik demektir. Çünkü kaybedecek zaman yoktur. Ani bir değişim, bir kopuş.. Geçmişle bir devamsızlıktır mutluluk... Mutluluk, coşku, kutlayıcı bir tavır, hayatını onaylayana gelir. Hayatın- hayıtının tadını çıkar. Şayet bir şeyden tat almıyorsan değiştir. Hayatını boşa harcama. Kim için bekliyorsun? Hayatındaki bir kalıptan mutsuz olduğun gerçeğini göre bilirsen; ki bu durumda eski olan her şey senin yanlış olduğunu söylerler, ben ise KALBİN yanlış olduğunu söylüyorum. Vurgudaki farklılığı anlamaya çalış. SEN değil, sadece senin KALBİN; Unutma: KİMSE SENİN İÇİN KARAR VEREMEZ. Onların tüm emirleri, düzenleri, ahlakı seni sakatlamaya hizmet ediyor. Öğrendiğin yaşam tarzı yanlış; öğrendiğin ve kendin olarak kabul ettiğin güdüler senin değil; onlar senin yazgını hayata geçiriyor. Onlar senin tohumuna karşı; onlar senin özüne karşı çalışıyor. Kendi kendine karar vermek zorundasın. Aksi taktirde hayat senin kapını çalmaya devam eder ve sen asla orada olmazsın, her zaman başka bir yerdesindir. Hayat sana doğanın- doğallığın senin olmanı istediği yoldan gelir; o sadece bu adresi bilir. Ama sen asla ora da bulunmadın. Sen başka bir yerdesin, başka birinin maskesi altında, başka birinin kıyafetlerine bürünmüş olarak, başka birinin adı altında geziniyorsun. Oluş seni aramaya devam edip duruyor. O senin adını biliyor ama sen bu ismi unutmuş durumdasın. Yazgın seni sadece bir şekilde bulabilir. Oluşun olmasını istediği, şey senin kendi özünle çiçek açmandı. kendi özünü, doğallığını bulmadığın sürece mutlu olamasın. Dışın aklını çelm... Devamı

12 11 2010

NEDEN...

Dünyaya es kaza geldiğimizi düşünmüyorsak yaşama gelişimizin bir anlamı olmalı. "Ben tek başıma ne yapabilirim? Dünyayı ben mi kurtaracağım? Nasıl değişecek bu dünya?" diyen bir insanın asıl değişiminin kendi içinde başlayacağını düşünüyorsanız aşağıdaki soruları birlikte düşünelim derim... . Yaşam amacımız ne? Bulduk mu?  Yaşamda kendimizi nasıl ifade ediyoruz?  Ya yaşamda ifade etmek istediklerimizi yapabiliyor muyuz?  Buna engel olan ne? Şey ya da kim?  Peki, kendimizin en yüksek versiyonunu yaşama geçirebildik mi?  En büyük versiyonumuzu yaşama geçirmek için ne bekliyoruz? Kimi?  En büyük halimizi yaşamak için attığımız bilinçli adımlar var mı? Secimler? Planlama?  Peki, bu bizi mutlu ediyor mu? Etmiyorsa?  Yaşam tutkumuzda mıyız?  Her yeni güne umutla bakabiliyor muyuz?  Her güne uyanışımız, bizi yaşam amacımıza daha da yaklaştıran harika çalışma anları mı?  Bolluk ve huzurun dışarıdan gelebileceğini mi sanıyoruz?  Bolluk ve huzurun kendisi olduğumuzu bilsek ne yapardık?  Güne nasıl başlardık?  Ani yaşıyor muyuz? Veya geçmiş, gelecek korkularının içinde su ani da kaçırıyor muyuz?  Endişeler taşıyor muyuz? Endişe içinde bir zihin ne yaratabilir ki? (yaratıcı mıdır?)  Ya seçimlerini yapmış, teslim olmuş bir kalp neler yaratır? (Seçimlerini tüm olanla, tümün hayrına gerçekleştireceğinin bilincinde!)  Endişesiz duru bir zihin nasıl elde edilir? Beklentisiz olma, çalışma! (Şükür, Dua, Meditasyon)  Kalbin aklı, zihni teslim alabilir mi?  İnsan egosunu eğitebilir, dengeleyebilir mi?  Merkezde miyiz?  Teslim miyiz? (Tüm olana, her şeyin en yüksek hayrımıza gelişeceğine olan inan!)  Peki ya se... Devamı

11 11 2010

KIRMIZIYDI...

Kırmızıydı beyaz bedene düşmüş , hayır... siyahın üstnüdeydi kırmızı, beyaz boynuna geçirilmiş bir ipte..sallanıyor/ aklım/ ıslık çalıp şarkılar uyduruyor/ kendi kendine/ Tam böyle bir şey, /Biraz Gerçek / Hayatın gittiği yere /Biraz Düş../ yaşam belki de o mahrem bakış/ Toprağın uyanması, Yağmurun yağması, Çiçeğe su yürümesi, Ateşin sıcağı, Hesapsız, gölgesiz, bedelsiz, kimsesiz, ışıl ışıl, bir soluk kadar yakın, yıldız kadar uzak/ derler/ aşk için./ Uzanırsın yetişemezsin, yetişirsin dokunamazsın, dokunursun vazgeçemezsin, vazgeçersin /ama/ kalp deniz, dil kıyıdır, denizde ne varsa kıyıya o vurur... birleştir/ince ardışık kelimelerle göz kırpan /aşk ç/eker emaneten uykulu düş/erken kendinin öte yakasına, Unutma!Yüreğinde bir aşk/ın imzası var. tüm varlığım benim sen/i, kendinde tekrarlayarak sonsuz seherine götürecek. ben bu yaşam/a seni ağaca ve suya ve ateşe aşıladım ! ey, bulunmuş! seninle konuşuyorum, bulutun tufanla, otun ovayla, yağmurun denizle, kuşun baharla, ağacın ormanla konuştuğu gibi tanıdık sesimle/ sesin/ senin dudaklarınla konuştum tüm dudaklar/a ben/im ay ve karanlığın algısıyla birleştireceğim seni/n, çünkü öyle bir şey sin/ki göresin/ki bilesin. AŞK/ konuşduğunda sen susacaksın/ OğAN-My Devamı

10 11 2010

NEDEN...

NEDEN DEN NİÇİNE GEÇİŞ Nedensiz, nedenler içindeyim yine Sebepsizliklerin hoşgörüsüyle yazıyorum Neden, neden, neden Hiçbir nedeni yok işte... SADECE NİÇİN.??? AŞK İÇİN...   OĞAN.MY Devamı

10 11 2010

NEY...

    Hüzün meclislerini neyi aşkın yolunda yok olmaktan başka bir amacım yok. Çevremde benden başka ben yok...   OĞAN.MY Devamı

10 11 2010

NİYET...

  niyet... yeniden, yeniden, doğuyorum... sende yok olmaya...   OĞAN.MY   Devamı

10 11 2010

SEVDA...

SEVDANIN, AŞKIN İçinde. kainatın küçücük kaldığın görebiliyormusun...   OĞAN.MY Devamı

10 11 2010

SEVGİ DOLU BİLİNÇ...

    Sen kendi dünyanın, kendi varoluşunun tam merkezindesin. O yüzden bilinçli ol. Bilincin niteliklerini taşı ve sen bilinçli hale geldikçe hayatın şiirsel bir hal alacak. Her bir anında sevgi saçacaksın. Yaşamsa adımlarına bir dans bahşedecektir, hayatın bir keyifle, bir kutlamaya, bir şenliğe dönüşür ve gerçek hayat budur. Varlığının tam merkezindeki o kutsal odanın içine gir. Hayat kalbe aittir. Hayat sadece kalbin içerisinde yeşerir. Sevginin yeşerdiği, hayatın yeşerdiği ve ruhun yeşerdiği tek toprak kalbe aittir... Güzel olan her şey, gerçekten değerli olan her şey, anlamlı , ve önemi olan her şey kalptedir. YÖNTEM SEVGİDİR, yöntem sevgi dolu bilinçtir. Sevgi ve bilinç bir araya geldiğinde bir insan için mümkün olan her şeyin gerçek olabileceği bir alan yaratırsın. Sevgi dolu bir bilinç senin ihtiyaç duyduğun şeydir. Tek başına bilinç entelektüel hale gelir, tek başına sevgi ise aşırı duygusallığa dönüşür. Ama sevgi dolu bir bilinç sana yeni türden bir bütünlük ve kristalleşme sağlar. Her ne yapıyorsan onun içine bilincin, sevginin niteliklerini kat. Severek ve bilinçli yap. İçselleştirme budur. Eğer bir şeyi yapmak için yapıyorsan yada sevmiyorsan sadece görev olarak yapıyorsan er yada geç sıkılırsın ve uzaklaşırsın. Hiç yaptığın şeyleri izledin mi? Bir gün boyunca kendini izle, sana zevk vermeyen, seni geliştirmeyen kaç tane şeyi yapıyorsun, yaşıyorsun. Aslında onlardan kurtulmak istiyorsun. Eğer hayatında gerçekten kurtulmak istediğin çok fazla şey yapıyorsan dur ve hayatını bir başka açıdan izle. Sevgi dolu bir bilinçle kendini izle ve yargılama sadece izle. Her şey senden sonra gelir... Hayatında ne yapıyor oldu... Devamı

10 11 2010

SEVGİNİN RENGİ BEYAZ...

Bizler kalbimizi sevgiye açarsak daha çok canlılık, genişlik ve yenileniş deneyimleriz. Kendimizi severek kalbimizi daha çok açar biliriz. Kendimizi her yönünüzle sevin, hatta olumsuz olarak duygu ve düşüncelerinizi bile. Sevgi incinebilirliğe istekli oluş demektir. Sevgi kendimizi ve başkalarını olduğu gibi kabul ediştir ve kendimizi daha çok sevmeyi öğrendikçe yüksek boyutlarda daha pürüzsüz, daha yüksek benlik haline geliriz. Yaşamımızdaki hiçbir şeyi yadsıyarak ya da nefret ederek değiştiremezsiniz. Ancak onları severek değiştirebiliriz. Olumsuzlukları, duygularımızı sevdikçe onlar gelişerek olumlu ifadeler haline gelebilir. Üzerinde düşünmekten vazgeçmek istediğiniz şeyleri hayal ediyorsanız onları düşünmekte olduğunuz için kendinizi sevin. Yani olumsuzun yanına olumluyu katın olumlu olan sevgi tüm olumsuzluğu kapsayarak içinde eritecek ve akan bir sevgiye dönüşecektir. Bedenimizde ve yaşamımızdaki hastalığı yaratan enerji büzülmesidir. Büzülme kendimizi sevmediğimiz zamanda meydana gelir. İyileşme ise sevginin sıcaklığında olur. Tüm olumsuz tutumlar daha çok sevgiye duyulan ihtiyacın açığa vuran feryatlarıdır. Bir anlamda kendini kapatan, sevginin akmasına izin vermeyen insanlarda, sevgi beklentisi büyür oysa sevgi ışığını kesen kendi olgularıdır. İnsanları sevgi düşüncelerinizle çevrelediğiniz zaman onları güçlendirirsiniz. Sevgi aşkın en güzel çiçeğidir, en yüksek halidir.   OĞAN.MY   ... Devamı

10 11 2010

SİLMİŞ...

      Bu gün, Dilimi günlük konuşma dilini anlaşılmaz sınırlarından, Kalemimi de kağıdımdan uzak tuttum. Hata yazılmış olanı bile silmeyi denedim. Oysa O, Gizin içinde saklı belirsizliği, Yakıcı olan ateşin, Arzularını... Ruhuna kazıyarak, çoktan silmiş...   OĞAN.MY     ... Devamı

09 11 2010

SIR...

Yaşam büyülüdür, Seninle geçen her saniye, öteki bütün saniyelerden daha önemli.   Dünya yüzünde bu sırrı paylaşabileceğim biricik insan SENSİN...   OĞAN.MY   Devamı

09 11 2010

SÖYLE...

  Söyle, söyle güzel söyle, güzel olanı söyle. söyle güzel de doğayım, güzele öleyim...   OĞAN.MY Devamı

09 11 2010

SÖZLERİMİN KİRİ...

  Bir beyaz kağıda dökülmüş,  bu sözlerimin kiri...  Sözlere hapsedilmiş,  öylesine bir düş,  o bir, kaç saniyelik telaşlarda,  seviştim seninle,  bir kelebeğe tutunarak...  Ey AŞK............   OĞAN.MY   Devamı

09 11 2010

SUYUN AKIŞ YOLU...

Yaşam suyun akış yoluydu: Nereye giderse gitsin; suyla birlikte git, yüzme. Ancak zihin her zaman için bir şey yapmak ister çünkü o zaman başarı egonun olur. Eğer sadece akıntıyla gidersen, başarı sana değil akıntıya ait olur. Eğer yüzersen daha büyük bir egoya sahip olma şansın vardır: "Manş Denizi'ni geçmeyi başardım." Ancak varoluş sana doğumu verir, yaşamı verir, aşkı verir; o sana paha biçilemez olan her şeyi, parayla satın alamayacağın şeyi verir. Sadece yaşamlarının tüm kredisini varoluşa vermeye hazır olanlar bir şey yapmamanın rahmetini ve güzelliğini fark ederler. Bu bir şey yapma meselesi değildir. Bu bir ego olarak yok olmak, bir şeylerin olmasına izin vermekle alakalı bir şeydir. Kendini bırak : Sadece bu iki sözcük tüm tecrübeyi içerir. Hayatta her şeyi yapmaya çalışıyorsun. Lütfen birkaç şeyi yapmamak için bırak. Çünkü onlar yegane değerli şeylerdir. Bir yandan sadece "yapılan" şeylere inanırken diğer taraftan varlığının manevi tarafı açlık çeker halde bir toplum yarattık. Çünkü manevi tarafımızın yapılan değil, olan birtakım şeylere ihtiyacı vardır. "Seni seviyorum" demeyi becermek değil, ansızın kendini sevdiğini söylerken bulmaktır. Ne söylediğin seni şaşırtır. Onu zihninde prova etmemiş ve sonra da tekrar etmemişsindir. Hayır, o spontanedir. Ve aslında aşkın gerçek anları konuşulmadan kalır. Sen gerçekten aşkı hissettiğinde, bu hissin ta kendisi, söyleyemeyeceğin, asla söylenemeyecek olan her şeyi söyleyen bir ışığı etrafında oluşturur. Ancak bunun yerine biz her şeyi yönetiriz, bir her şeyi bir "yapmak" haline dönüştürürüz ve nihai olarak ortaya çıkan sonuç, giderek iki yüzlülüğün tüm karakterimiz haline gelmesidir. Biz onu... Devamı

09 11 2010

ŞAŞIRSIN...

Bilmeyen, Bilmezki şaşırsın? Bilen, Bildiği için şaşırmaz! Görk ki, AŞK bu ay ve güneşin varlığı için bir sebep. Fakat AŞK için bir sebep yok ki ŞAŞIRSIN... ........................... OĞAN-MY Devamı

08 11 2010

VAR OLMAK...

  06 Ekim 2010 Çarşamba, 23:20 tarihinde OĞAN - MY tarafından eklendi İnsanın kendisini yaratıcıdan, yartığa indirgeyen ve öz doğasından uzaklaşması bizim dışımızda bizi içeren, bize egemen olan bir dünya olduğuna inanmak bir başkasının söylemlerine kanmaktır. İnsanlığın her şeyin üstünde yüceldiği boş inanışlardan öte gitmediğini ancak ve ancak öz be öz kendi varlığın tanıyarak bulacaktır. İçinde bulunduğumuz koşulları terk ederek, büründüğümüz bu yaratık rollerinden ve hapishanesinden çıkmak için vizyonumuzu alt üst etmeliyiz. Dünyanın bu sefil betimlemesinden kurtuluş, bütün sınırlardan kurtulmak için özgür, korkulardan, şüphelerden, endişelerden ve olumsuz duygulardan ve hatta-hatta mevcut bilincimizden sıyrılmamızla mümkündür. Rollerden,korkulardan kurtulmak, dünyayla özdeşleşmekten kurtulmaktır. Kendimizin dışında bir gerçeklik olduğuna inanışımız, dünyayı bizlere efendi kıldı, aynadaki görüntüyle ipnotize olan bizler ait olmak fikrinden ( yani bir millete, bir kültüre, bir siyasi görüşe veya öğretilen her ne farsa ) ona ait olmak fikrinden uzaklaşmalıyız. Bağımlı olmak iradenin yokluğundur. İrade ise bizin tanrısallığımızdı halbuki ve bizim yarattığımız bir şeydi. Hiçbir şey ihtiyaç duymamak; kendi içimizde eriştiğimiz bu oluş bizleri bize tanıtır. Yani hiçlik hiç bir şey olmamak; bir insan, bir ana, bir baba, bir çocuk olmadığımızda yada bir guruba dahil olmadığımızda bizler biz olacağızdır. Eğer bizler bu roller içindeysek , bu rollerin bütünlüğünü izlememiz mümkün olmaz; bu yüzden rollerin dışında olmak zorundayız. Ve böylece mevcut düşünce biçimimizden ve duvarlarından kurtulmuş olur ... Devamı

08 11 2010

VAR- OL UŞSAL YAŞAM....

  06 Ekim 2010 Çarşamba, 23:34 tarihinde OĞAN - MY tarafından eklendi   Bir şeyle düşünsel olarak uğraşmak çok kolaydır. Ama bir şeyle varoluşsal olarak uğraşmak; o şey hakkında yanlızca düşünmek değil, onu yaşamak, kendini yaşadığınla dönüştürmeye, değiştirmeye izin vermek bu ZORDUR. Bir şeyi bilmek, yaşamak için deneyimlemek gerekir. Bu TEHLİKELİDİR. Çünkü aynı kalmayacaksındır. Varoluşsal yaşama yöntemi düşünsel olmayandır. Düşünsel olandan tamamen farklı bir boyuta hareket etmektir. Varoluşsal yaşam seninle ilgilidir, ilgilenir. Sana nerede olduğun gösterir. Aynı zamanda nerede olursan ol görmediğini gösterir. Ve görüş ordaysa yaşamda orada olacaktır. Zamanın, mekanın, isimlerin ve tanımların ötesinde olmaktır varoluşsal yaşamak. Şu an yaşamın için bir değişime, bir dönüşüme ihtiyaç duyuyorsan. Öncelikle farklı olmalısın, sen farklı olmadığın sürece yaşam anlaşılmaz. Yaşam düşünsel bir girişim değil; Bir deneyimdir. Yaşam sen yeni olana açık değilsen ve hazır değilsen, deneyime karşı savunmasız değilsen sana gelmeyecektir.   OĞAN-MY  ... Devamı

08 11 2010

YAĞMUR...

Nisan güzelliğin de YAĞMUR.. Toprağın sevgilisi, çölün hasreti, sevgilinin dokunuşu...   OĞAN.MY Devamı

08 11 2010

DEMELİSNİKİ...

  07 Ekim 2010 Perşembe, 20:55 tarihinde OĞAN - MY tarafından eklendi   Benimkisi; Kendi duyarsızlığında boğmak seni... Dalgalandırmak umarsızca, ruhunun mahremiyetini... Çocuk heyecanları uyandırıp içinde, Kırıvermek seni ve oyuncaklarını gözlerinin önünde... Durmak öylece iki adım uzağında Tutmak isterken sen; Sana doğru gelir gibi uzaklaşmak senden... Kalbine giden yolda bile bile kaybedip Çaresizliği ile kendi kendinde şaşırtmak seni... Konuşmak için tutuştuğun zamanlarda Taş kesilmek, sağır taklidi yapmak Çaresizliğine çaresizlik katmak... Kendini tanımanın yetersizliğini hissettirerek Beni anlama çabalarını sonuçsuz bırakarak Ben geldim dediğinde sana Bilincimdeki uçurumun kapısını açarak Düşmene göz yummak... Sorduğunda niye? diye, Geçmeseydin o kapıdan demek... Bana olan inancını ve sevgini yitirmeme çabalarını Kendi hapishanene dönüştürmek... Duvarlar üzerine gelirken Kilitlemek seni, kendi bilincinde... Tüm umudunu yitirene kadar hırpalamak... İsyanın yanı başında sinsice güldüğü anda Tatlı tatlı tebessüm ederek tutmak ellerini... Sonunda demelisin ki; …     OĞAN-MY  ... Devamı

08 11 2010

SINIRLAR...

Nehirin sınırları, kıyıları vardır, ancak bir nehir salt kıyılardan mı oluşur? Yoksa bu kıyılar, nehre ilişkin olgularmıdır? Bu engellerin kendisi, suya ileri doğru bir hareket vermezmi? İp bir kayığı kıyıya bağlar, fakat bu esaret kayığın anlamını oluşturur mu ? Onu bir yandan da ileri çekmezmi? Yaşam akışının da sınırları vardır. Aksi halde varlık bulamazdı, k onun amacı onu zapteden sınırlarda değil kusursuzluğa doğru hareketinde göstermeştir. Şaşırtıcı olan bu yaşamdaki enlgeller ve ıstıraplar olması değil, kural ve düzen, güzellik ve çoşku, iylik ve sevginin de olduğu gerçeğidir. İnsan varlığında, sahip olduğu ifade edilme fikri mucizeler mucizesidir. İnsan sınırlı olanın, sınırları içinde hapsolmuş olmadığı şeklindeki büyük paradosu keşfetmiştir. O hareket etmekte ve bu sayede her an sonluğunu aşmaktadır. Gerçekte kusur kusursuzluğun bir olumsuzlaması değildir; Sonluluk da, sonsuzlukla çelişki içinde değildir. Onlar aksine parçalarda kendini gösteren bütünlük, sınırlar dahilinde açığa çıkan sonsuzluktur.... Hiç birşey doğası gereği durağan olamaz; bun nedenle yaşam hareket halindedir. İnsanın özlemi bu nedenle elde ettiklerin kat kat üstündedir ve yoluna devam ederken hiçbir gerçek kavramının onu sonluluk çölünde tek başana bırakmayıp uzam içinde ötelere taşımaktadır. İnsan kendisine ilişkin bu  vizyona sahip olmaya başladığında, anlık görüntüsünden çok daha fazlası olduğnu kavarayacaktır..   OĞAN-MY ... Devamı

08 11 2010

ŞEY...

Söze ‘şey…’ diye başlamamayı öğrenin Şey! Eğer siz söze şey diye başlarsanız, arkadan gelen önemli kelimeler etkili olmaz. “Bir kuşu kafesten çıkarmak, çoğu kez, kafesi kuşun kafasından çıkarmaktan daha kolaydır” Öylesine boş öylesine açık kaldı ki şey, bu sözün yanında... şey sözleri çalakalem yazıyorum...  Ellerim, kalem tutu diye, bir kaç yazı yazdı , güzel birkaç söz seyledi diye yazar - şair sanmayın diye.. İçimizden gelen sesleri, kelimeleri- Rüzgâr...Bugün olmasa da yarın; önüne katıp getiriyor içinden.. Canlı kişiler yok. Canlı kişiler! Hayatı olduğu ya da olması gerektiği gibi değil, hayalimizde canlandırdığımız gibi betimlemek gerekir." Şunu veya bunu olmayı seçmek, aynı zamanda seçtiğimizin değerini de doğrulamak, şimdi ne yapmalı?" demeyi öğretir...Bir şeyler yapın! Veya bir şeyleri farklı yapın.... Adım sana bağlı ve , kendindir kendinin asıl bileceğin kendindeysen yetmeli kendine, davranışlarından utanıp sıkılma ; yaşamın tümü bir denemedir. Sen ki durursun, yaşamak dediğin bize sunulmuş bir armağandı, yazık ki bir fırtınayla her zaman kirletiyoruz... Kördüğüm olmuş birbirine düşünce ve tutkunun hayali  oyunun da oynamak . Kendisidir sonsuz  içinde ben sanki unuttum da yaşamakta olan her şeyi ama sürekli bir adı olmayanlardanım. Hayatın kalbine doğru gitmek, benimkisi,  “Yapabilirsin, başarabilirsin!” lerle değil. gözleri, göz bildiğim her şeyi yüreğimde görerek, yaratıcılık ilmin ışığını, onu izleyenlerin izlerinden yürüyen maskeleri takınıyorum.. düşlerimden uyandım derken düşlerimden DÜŞ'leyen insanlardandım ben.  Bir papatya gibi narin isteklerde, her an her şeye, her kese Sen seni bil, ki senin sana öld&... Devamı

07 11 2010

BİR BAHAR SABAHI GİBİ

      Bu yaşamın güzelliği açısından çeşitli, fakat yinede bir ve bütün olan bir bahar sabahı gibidir.   Sonsuz gizemin dokunuşu; önemsiz ve bildik şeyerin üzerinde, onları kutsal bir müzige dönüştürerek geçer. Ağaçlar, yeşil yapraklar, gökyüzü ve bulutlar bize asla sözlerle ifade edilemeyecek bir anlamı ortaya koya semboller olarak görünür. Üstündeki benlik örtüsünü kaldırdığında artık ebedi aşkla yüz yüzesindir. Bir insan yaşamı çeşitli sapmalardan kurtularak birliğin özünde bulunduğunda sonsuzun bilinci ona bir anda ışığın alevle ilşikisi kadar doğrudan ve doğal gelir. Yaşama dair tüm çatışmalar ve çelişkiler uzlaşır. Bilgi sevgi ve eylem uyum kazanır; haz ile acı, güzellikte birleşir. Kendinden vazgeçme iylikte birleşir; son ile sonsuz arasındaki uçurum aşkla dolar ve taşar. Bir bahar sabahı gibi....   OĞAN-MY Devamı

07 11 2010

KIRILMASI ZORUNLUDUR..

    CİVCİ;   Yumurtasının ben-merkezli yalıtılmışlığının dışına çıktığında, bütün bu süre boyunca çevresinde bulunan sert kabuğun, gerçekte yaşamının bir parçası olmadığını görür. Bu kabuk ölü bir şeydir, bir değişime yada gelişime sahip değildir. İçerdekine, dışardaki engin dünyaya ilişkin en ufak bir fikir vermez. Ne denli mükemmel bir yuvarlağa sahip olursa olsun kuşun yaşamının tüm amacına ulaşabilmesi için, KIRILMASI ZORUNLUDUR. Işığın ve havanın özgürlüğüne ancak böyle erişebilir. Yaşamın kendi içinde tamamlanmamış olması, İç ile dış arasındaki alış verişinden de, yaşam için- yanlızca yaşama gücü kazanmak için değil, aynı zamada onu açıkca ortaya koyabilmek için de- beden dışındaki ışıkla ve havayla ilişkisini sürdürmek zorundadır. Bedenin kendi iç etkinlikleriyle nedenli dolu olduğunu; aralıksız çalışmak zorunda olduğunu düşünün. Ancak yinede bu yeterli değildir. Beden bütün bu süre boyunca dışsal olarak hareket halindedir. Yaşam onun kendi dışnda sonsuz bir çalışmaya, oyuna ve dansa iter o iç sistemin dolaşımlarıyla tatmin olmaz ve coşkusunun getirdiği doyum ancak dış gezintilerde bulur. Aynı şey ruh içinde geçerlidir. O yaşam sadece kendi iç duyguları ve hayallerine dayanarak sürdürmez, sadece iç bilinci beslemek için deyil kendini eylemde ifade etmek için de ve sadece almak için değil vermek içinde dışsal nesnelere gersim duyar. Esas gerçek, yaşamın iki parçaya bölerek yaşayamayacağımızdır; onu içimizde ve dışımıda, bir bütün halinde yaşarız ve korumalıyız. OĞAN-MY ... Devamı

07 11 2010

YAŞAM ÖLÜMSÜZ GENÇLİKTİR

Benliğimizin duvarları bir yandan bizi sınırlarımızın içine geri gönderirken, bir yandan da sınırsız olana yöneltirler. Bu sınırları sonsuz kılmaya çalışırsak, olanaksız bir çelişkiye düşer ve sefil bir hayata davetiye çıkarmış oluruz. Yaşamımız kendini olanın içine kapatmış hissetmemesi için, bilinmeze doğru bitmeyen bir açılım olduğunu, her an yeniden kavramak için yaşayark uyumun içsel özgürlüğnü deneyimler. Yaşamın bir hayatta şekilenmekte olan bir düşünce gibi yayılmasının ve asla birikiminin ağırlığıyla parçalanmamasının nedeni budur. Bu nedenle, sonsuz çelişkilik çok olanın ortaya çıkışı, bireylerin kesintisiz oluşum süreci ve bunların hiç birinin kainatta bir eşinin olmayışını doğurur. aslında herşey başlangıçta nasılsa , sondada öyledir. başlangıç asla sona ermez; İnsan hem çok eski hemde yep yenidir. Benliğimiz yaşamın her anında yeniden doğmak zorunda olduğunu bilerek, beden kabuğunun içinden, tüm yansımalardan sıyrılmalıdır. Yaşamı istediği şekilde deneyimlemelidir. YAŞAM ÖLÜMSÜZ GENÇLİKTİR.. OĞAN-MY Devamı

07 11 2010

ŞUUR BULAN YAZMA...

    Tenimi,Bedenimi,Dudaklarımı çalan bir tek AŞKmış..AŞK misali kanmakmış, Ama herşey AŞKmış; mahsumdum, bana hiç uymayacak kadar. delişmendim  hiç olmadığım kadar. Rüya AŞKmış! büyük bir boşluğun içine, sonsuzluğun yarınlarına,yürüyorum...yürüyorum, kulağımda bana ait insan, taneleri, sesleri, tümünü hızla dinliyorum... melodileri içime kalbime akan müzikal gibi... Öncesine dair ne varsa, silinmişcesine o boşluğa yürüdükçe siliyorum, silinyorum.... Uzun sürecek silinmem! biliyorum...  her insanda bir daha yok oluyorum siliniyorum... Benle ilgili ilintili ne varsa silinecek... ve beni hissedemiyeceğim yere bedenleri tüketerek, yeni bir dildeki  yeni yetme kelime olarak bir seyri takip etmekte... olan yada olacak olan Bilincimle parelel olarak olmakta. kopuk akan bir düşün sahneleri, ışıklar değişiyor bütünlenen öylesine bir titreşim bir ışık hızına ulaşıyorki, renklerin nuansları boyutlar açıyor, yazıları sunuyor. şu anda bulunduğum evre hiçlik içindeki hepliğini yitirmiş, yaşamınıza sizin izinizi bırakıyor...zamansızlık ötesinden başlayan zaman insanı aşan düşüncenin vardığı bir yerde burda tüm kainat değişime uğruyor...algılayıcı güç, sezmekte, görmekte biliç, zaman birimi zamana karışmıştı ve zamana karşı yarışmakta idi... acabalar denizinden çıkarılıp duruluyordu birçok bedenler.... görünenin ötesindeki bilince gökleri açmak, dünyanın evrimsel tablouna bakarak, SIRATI, SIR-AT- Gizliliği kaldırıyor... Her düşünce zinciri boyutlarında bilinç kazanıyor, bütünleşiyor. kitaplara ihtiyacı kalmayanlar  dönemine kadar büyük bir titizlikle bedenlerde seyredebileni kabul ettigimde mesafeler aks... Devamı

07 11 2010

YAŞAM OYUNCUSU...

İNSAN YAŞAM OYUNCUSUDUR; Oyunu belli sınırlar içinde oynanması gerekir. Oyun içindeki rolün bilinci - bilinci olmalı, Bedeni - beden olmalı, düşü- düş olmalı ve düşüncesi - düşünce olmalı. Bu durum oyunu, oyuncudan ayrılmasına da yarar ki oyuncunun kendi gücünden aldığı keyif bu noktada oluşur. İnsan yaşam içerisindehereket ederken, iradesini kısıtlaması gibi kendine sınırlamalar dayatmış olan, kendi iradesidir. Yaşamın her anında gönüllü olarak belirli ilişkilere girer ve güçünü keyfini tam da bu sınırlamalar sayesinde vardır. Bu yaşamını istediğin gibi yaşamayacağın anlamına gelmez. Böyle yapmazsa oyun diye birşey kalmaz. Yaşamın sınırlarıyla, bilinçten ayrılması gibi benliğinden ayıran da bencilliğinin sınırlarıdır. İnsan kendi  iradesine gönüllü sınırlar koyarak, kendimizi yaşamımza üstünlük taşırız. Eğer bilinç bilge rolünü üstlenirse o zaman yaratım son bulur.Yaşam gücünü tamamen yitirir... OĞAN-MY Devamı

07 11 2010

FISILTI...

    Güneş parladı, Gün doğdu, Göz gördü, Bulut geçti, Yaprak savruldu, Gün soldu, Gece oldu, Yıldız kaydı... "seni seviyorum!" diye fısıltı kaldı, AŞK'a dair yazıda....   OĞAN.MY Devamı

07 11 2010

GÖZLEMCİ...

30 Ekim 2010 Cumartesi, 23:38 tarihinde OĞAN - MY tarafından eklendi "Kapsamlı görüş, derin bakış, kuşatıcı muhakeme, bütünü kucaklayan yaklaşım, işin iç yüzüne nüfuz etme" Farkındalık yada diğer bir adıyla gözlemci bakış, işte bu kendine, çevrendekilere ve olaylara  bakmayı ifade eder. Kabuğuna değil içine bakmayı, görüneniyle yetinmeyip görünmeyenine nüfuz etmeyi, maskesiyle aldanmayıp maskeğnin altını yoklamayı, bir açıdan değil bir çok açıdan gözlemlemeyi, sözüne, özüne de bakmayı ifade eder. Gözlemcinin gözüyle bakmak, yarattığınına bakmaktır, yarattığını  göreyim dediği yerden bakmaktır. Gözlemcinin gözüyle bakmak, var olduğun yerden bütüne  bakmaktır. Düş-ünle  inşa olmuş bir yaşamın önemi burada öne çıkıyor. Gözlemcinin gösterdiği yerdenmi bakıyorsun, yoksa yaratığının düşü mü gözlüyorsun.. DÜŞ- LEDİĞİNDE YARATAN, DÜŞLENDİĞİNDE YARATILAN; BÜTÜN İÇİNDE VAR OLAN, HERŞEYSİN, HİÇ BİRŞEYSİN... BİR DÜŞSÜN.... OĞAN-MY Devamı

06 11 2010

BİLİNÇLİ YARATMA...

İnsanlığın yaşam öyküsü,  Bilinci yaratmanın öyküsüdür. Bu gezegen üzerindeki  milyonlarca  yıllık insanlık evrimi, öncelikle toplu bilincin tekamülü için tasarlandı. Ve bu aşama tamamlandı. Şimdi bireyin kendi tekamülünü başlatması aşamasındayız.Asıl amaç insanın kaynakla birliğini idrak etmesi ve bu idrakı ifade etmek yoluyla somutlaştırması, tezahür ettirmesi olmuştur. Şimdi bu amaç tüm insanlığın gözleri önündedir. BİLİNÇLİ YAŞAMAK; Bilincili yaratırken, eş zamanlı olarak yaratma bilimini yaratıyor. Kendin için var olmak, kendin için yaşamak, kendin için istemek, kendin için neden istediğini bilmek, kendini bulmak, kendin olmak,  bütünlüğün bilincine varmak. Neyi istemediğini bilmek, neyi istediğini bilmek, isteğine ulaştığında ne hissedeceğini bilmek,   ne kadar zamanda ulaşacağını bilmek, isteğin sadece sana ait olduğun bilmek, sonucun yolculuğa değdiğini bilmek, sonucun seni desteklediğini bilmek. Yaratacağımız her anın bilincini yaratıyoruz. Yeni ile dünyamızı yaratıyor. Tüm bu süreç aynı anda eş zamanlı olarak yaşanıyor..Yaşamımıza bir göz atıp, geldiğimiz noktanın sorumluluğunu yüklenerek. Bilinçli yaratarak yaşamalıyız... OĞAN.MY Devamı