oganmy
11 Takipçi | 29 Takip
25 11 2010

GİZLEDİKLERİM...

    Sözcükler öylesine cılız ki,dudaklarımdan dökülmeleriyle,dağılıp yok oluyorlar.o yüzden,Söylediklerimde değil söylemediklerimdeyim.. Gizlediklerimde gizliyim, Beni anlamak için, konuştuklarımdan çok suskunluğuma kulak ver... OĞAN.MY   Devamı

25 11 2010

GÖRDÜĞÜMÜZ...

  " BİZ GÖRDÜĞÜMÜZÜ İNCELİYORUZ, AMA GÖRDÜĞÜMÜZ İLLE DE VAR OLAN DEĞİLDİR." Gökyüzündeki yıldızların çoğu öldü; ama ışıkları hâlâ Evreni dolduruyor. Çok uzaklarda başka yıldızlar doğdu, ama ışıkları henüz bize ulaşmadı. Öyleyse gerçek gökyüzünün neye benzediğini hiç kimse bilemiyor. Kendinde kendini görmek, yaradılışın ilk anını görmektir. Ve yaradılışın ilk anından sonra, başka hiçbir şey eklenmedi. Her şey hareket etti ve hareket etmeyi sürdürüyor. Her şey dönüştü ve dönüşmeye devam ediyor. Yaradılışın, Varoluşun mimarı sensin... GÖRMEN DİLEĞİYLE....................   OĞAN-MY   Devamı

24 11 2010

KÜL KALIR BANA..

    Ben kendimi kelimelere söyledim/ kelimelere söyledim "küle bir bak"/ bir bak "köz varmı içimde"/ "içim fırtına, boran"/ fırtına borana misildir külün yurtsuzluğu/ külün yurtsuzluğuna adrestir suskunluğum/ sen!.. sen hey, sen/ ben olan sen!/ sen bu sessizlikte kül olursun bende.../ bende alev ayrı yanar, kül ayrı yanar.../ bu aşk ateş... aşk ateştir köz yanar,/ köz yanar, ben yanar, kül kalır bana....   OĞAN.MY   Devamı

23 11 2010

SOLUKSUZ...

..Soluksuz harcarken yaşamları başka gözlerde/ bedenleri sonsuzluğa ısmarladım / adı zamansız, tomurcuğundan fırlayan her bedenin içinde, Bedene sıkışmış, unutmuşluğun ziyanıyla/ Hep âşıktım oysa tende, bedende / ben de… OĞAN-MY   Devamı

23 11 2010

ÜZÜLÜRÜM...

  Sustum… dudaklarımın kıyısında biriktirdim çümleleri, tek bir kelimeye sığıdırıp kondurdum dudaklara... artık susmalıyım, çünkü anlamazlar anlamını ......üzülürüm OĞAN.MY  Devamı

22 11 2010

ANEKDOT.1

Devamı

22 11 2010

DUVAR-2

  Ogan Mehmet Yilmaz Duvar Fotoğrafları ... Gökyüzünü işgal eden, kurşuni rengin yerini, kesinlikle mavinin alacağı bilmektir... ... SEVGİ... OĞAN-MY Ekleyen::OĞAN - MY ... Devamı

22 11 2010

DUVAR.1

Ogan Mehmet Yilmaz Duvar Fotoğrafları ... İNSANIN KENDİ GÖNLÜNDEKİN DUYAR... DUYDUĞU İSE SADECE AŞKtır ... OĞAN-MY   Devamı

22 11 2010

DENİZİN GÖZÜ...

Dudağımda yarım kalmış bir kelime, Unuttum.,.     Denizi gören göz, köpüren dalgayla bakarken, denizin gözü oluverdi, İçimde üşüyen bir düşünce, Uyudum..Uyandım nefessizliğe,    düşünce o dur ki bir yol açar yaşama, Solan zamanın rengiyle, yol odurki yüreğime sığdırdığım can, ciğerlerimde ki nefes  Susarsam beni öldürecek... ölü bedenimdeki ölümsüzlüğe... öldürecek, bunu bilen aşık'ı göresim gelir...  yaan! bedenim, Yine yaan! Yine yaaaan! Unutma! Yüreğinde  ismin aşk olacak... haykırmak istiyorum! dudağımda yarım kalmış olanı, sen onu anlayanadek... seninle beraber büyür nefes nefes ve gül bahçesi içinde gül bahçesidir... güldür sende... Ciğerlerim çatlarcasına cektiğim kokusudur nefesin...ne kadar uğraşsan da...  silemezsin aynalarda  yüzümü,hissedersin başkasına dokunduğunda, Ateşin Alevinde Değil,  Közde gizli güzelliği... Kuzey rüzgârlarıyla gelen esinti,  dalga dalga, köpük küpok suretlerde  bir başka adı ben...yeryüzünde sevdiğim, seni bekliyorum.. Avuçlarımda bir sen, BEN... OĞAN.MY Devamı

21 11 2010

GÖRÜNTÜLER...

      Görüntülerin öyküsünü,yazayım dedim sana,fon da Ahmet Kaya,vakit tama diyor,düşündüm neyin vakti tamam tamam olan ne diye,cevabını aradım tamam olanın,bilincime takılan yorumsuz bir hayatı seçtiğini söylüyor üstat sonrasızlığa,öncelik tanıyan,eksik bir teşebbüs,bendeki bu öykü...   içimde isyan fırtınalar diyerek katıldı öyküye öykü bu ya bir Ahmet bir Mehmet katılıyor işteben teşebbüste kalmıştım, isyanların peşinde koşmak niyeydi bilmem, sardı şimdi tüm düşüncelerimi isyanlar.teşebbüs aşktı halbuki, nasıldır bilirsin endişesi bir göğüste uyumak, oysa isyan duygularımın hikayesidir ve yaşamak kalır sevgiyi, gitmeyi öğrettiler bizler kalmak nasıldır? nasıldı o göğüste uyumak nasıldır?umudu gecelere yüklemek daha kolay belki de, zamanı kabul etmekti belki de mavinin, hoş adına mor demiştim, kırmızı büyük laflar ederek, zaman o ki, düşünüyorum, düşlüyorum en uç noktalarını, tenini oysa hayallerini, hayallerime savurup gidiyorsun öykümde yenilerini yaratıyorum hayallerimin gönderiyorum..... maviliğini gökyüzünden alan güzeller güzeli denize, mavi soluklu şehrimin denizi. uzansam dalgalı saçlarına dokunsam, bir kelime var oda uçup gidiyor aklımda sessizce, ben yazana dek ellerim yine boş beyaz düş kalıyor. öykümde. hoşça kal mavi gözlü hoşça kal. güzel öyküm, yazamadıklarım,size de hoşçakalın, size de gitmeyi öğrettiler sanırım. oysa sevgiyle kalmayı, bende kalmayı öğretemedim....   OĞAN.MY   ... Devamı

21 11 2010

HAYAT...

  Bir dağ yamacı gibidir hayat, Dağ büyüktür, hikayeleri de Öncesinde, Gidilmiş patikaları vardır. Gidenler nereye gitmiştir? İlk kim gitmiştir bilinmez ama Bu patikalarda ben neden yürüyorum?, Nereye yürüyorum? Bu yürüyüşün hikayesini, anlatır diyerek Hemen bir çay alıp seriliyorum kağıdın üstüne, Gözler kapalı iken kurulan gündüz düşleri... Yastıksızdır ve yaşamın içindedir, Yaşanmışta sayılırlar hani. Öylesi böylesi yok. Bilinç perdesinden akıp geçtiği içindir, Yaşanmışlara dair düşüncelerde ve bu yazdıklarıma gibi.. Baktığımda, bakıldığında isteyen gözleri bilirsin İster,İstediğini de bilirsin ama işine gelmez , Yada bağışlanmaz bir suç işliyormuşsun gibi gelir sana. Oysaki o an kazılmıştır, yaşamın ta kendisine. Dağıttın yine deli.. ne yazıyordun nereye gittin.Halbuki çekiciydi dudaklar, üstüne birde gel diyordu. İçten içe seni senden alıp gitmişsin kırmızı lafların peşine. Sen ne diyordun,İnsan. İnsanın arama isteği, Bir şeyleri yeni buluyormuş gibilere girmek. Varya işte o haller içindeyken insan. Kendinde olanı aramanın nedensizliği ile Çarpar, böler ve birde çıkarmaya çalışır, Oysa ki an be an kendisi yaşamıştır,oynamıştır ve oynamaktadır.  geldi yine oturan, oturduğu yerde kalmayan, gezen neler yazdım, neden yazdım, niçin bunu böyle yapmam gerekiyor, kim diyor böyle yapmam gerektiğini. BEN. Öyleyse neden sorgu, neden çekingen tavır ve tiripler. Bilinenin bildiğini bilmek midir rahatsız eden.... Devamı

21 11 2010

HEYECAN...

    Varlığının sınırsız, bir insan duygusuyla dolduğunu, ruhunun, bedeninin kirli ve karanlık köşelerini didikleyip açığa çıkarmak için, uç noktalarda, hayaller yarattığım anlardır bunlar. Ama, soluğumu kesen görüntülerine dokunduğum o anlarda bile pervazsız isteklerinin gerçeğe dönüşmesinin önündeki tek engelin aşkını yönelttiğin o aşkın nesnesine hiç dokunmamış olmanın korkusu ve seni özgürleştirecek sevme arzusunun ölümcül heyecanı...   OĞAN.MY Devamı

21 11 2010

HİKAYE

      İnsan kendisine bir hikaye yazıyor. Kendi hikayesine çok inanıyor,az inanıyor yada hiç inanmıyor. Genellikle hep başkalarının hikayelerine inanıyor. Yada kendisine inanacak değişik hikayeler arayıp buluyor. Bir ömrü bir hikayenin parçası olmak için tükettiğin de oluyor. Her birimizin ayrı bir hikayesi var ve bizler varlık dünyasında yokluğumuzu tecrübe ediyoruz. Ama sen öylesine varsın ki biricik bir tanesin. Ve sen bütün yüreğinle, bütün canın ile o biricik bir taneye güven kendi hikayeni yaşa...   OĞAN-MY Devamı

21 11 2010

İÇİM...

    Mavin gök, beyazın bulut bilincimde...   Bu içim evren olmuş yine sığmıyorum kendime...   OĞAN.MY Devamı

20 11 2010

İÇİNDE...

  BİR IRMAK DÜŞÜN, HER ŞEY SENDEN ÇIKIP AKIYOR VE YİNE SANA DÖKÜLÜYOR, EN DERİNLİKLERİNE. IRMAKLA AKTIĞINDA IRMAKSINDIR AKTIĞIN İÇİNDE SEYİR HALİNDESİNDİR VE TÜM GÜZELLİKLERİ GÖRÜRSÜN O GÜZELLİKLERİ ÇEKİP ALMAK İSTERSİN NASIL UZANACAĞINI BİLMESİN DÜNYANIN KALBİNİ DİNLER, GÖZLERSİN UZANIP BİR ATEŞ BÖCEĞİNİ YAKALAMIŞ GİBİ YAPAR VE YAVAŞÇA AVUCUNU  AÇAR BÖCEĞİN GİTMESİNE İZİN VERİR, BÖCEK GERÇEKTEN AVUCUNUN İÇİNDEDİR VE UÇMUŞTUR VE SEN YİNE KENDİNİN DERİNLİKLERİNE AKMIŞSINDIR                                  OĞAN -MY ... Devamı

20 11 2010

İFADE ETMEDİKLERİMİZ...

 İnsan düşüncelerini çok önemsiz meseller dışında hiç bir zaman  harfi harfine ifade etmediği gerçeğini aklımızda bulundurmalıyız. Sıklıkla insanın sözleri bir dil bile olmayıp bir dilsizin sesli jestlerinden ibarettir. Gerçeği düşünceleri sergileyebilir.Fakat ifade edemez. Düşüncelerin ne denli yaşamsalsa, sözlerinde o aranda yaşamının bağlamıyla açıklanması gerekir. Onun anlamını sözlük yardımıyla öğrenmeye çalışanlar içerdeki öze yanlızca teknik anlamda ulaşır. En önemli öğretilerin onları kendi yaşamlarımızda kavrayarak  değil, söylediklerini izleyerek anlamaya çalıştığımızda gerçeği kaçırırız. İfade malzemesi olarak benlik bile bir engeldir, çünkü anlamlarını düşünce tarafından vermek zorundadır. Fakat insan hiçbir zaman açık seçik bir anlama bağlı kalmak zorunda değildir. O hiçbir sözcüğün  ifade edemediğini ifade eder. Dahası yaşam ve yaşayan ayrılmaz bir bütündür. Yaşayan gittiğinde yaşamı da olunla birlikte gider. O sahibinin yaşamı ve coşkusuyla ebedi bir birlik içindedir. Sonsuzda ki şekil alan, onun coşkusudur; Heyecan ve haz titreşimlerini varoluşa salan o yüce kalptir. Bu insanın, bütün eksik olanda açığa çıkmasını simgeleyen her anda bir kusursuzluk vardır. insanlardan hiç biri son insan değildir, yinede her biri sonsuzu yansıtır. Yaşamın sınırlarını gerçeklik duyumuzla, Evrendeki uyumda güzellik duyumuzla kavrarız. Doğayı, doğamızı tanıdığımızda fiziksel güçler üzerindeki hakimiyetimi genişletir ve güçleniriz; Ahlaki doğamızın sınırını tanıdığımızda, benliğimiz üzerinde hakimiyet kazanır ve özgürleşiriz. Benzer biçimde fiziksel dünyadaki ... Devamı

20 11 2010

İLİZYONLAR...

iNSAN, TABİYAT VE DOĞA,  BİR KİTAP GİBİDİR OKUNDUKÇA VARLIĞIN KENDİSİN ANLAMI VE AMACI ORTAYA ÇIKAR , AMA YİNEDE SEN ÖNCE KENDİNİ OKU. ÇÜNKÜ İLETİŞİM DE BULUNABİLECEĞİN BİRÇOK VARLIKLAR VAR ONLARI OKUMAYA DALARSAN KENDİ VARLIĞINI, AMACINI UNUTURSUN. İlizyonları, perdeleri kaldırmak, kim olduğumuzu ve varlığımızın varoluş amacının ne olduğunu açıkça göre bilmek anlamına gelir. Madde yoğunluğu içinde yaşamanın yarattığı İlizyonları ötesine geçmek, daha yüksek akıl boyutlarının gerçeklerini hatırlamak demektir. İlizyonlar insanlara belli bir şey vermeyi vaat eder ama aslında gerçek olmayan bulguları vererek egoyu tatmin yoluna giderler insan işlemiş olduğu bir şeyi elde ettiği ve onun kendisine verileceğini umduğu durumlarda gerçekleşir. İlizyonlar bir şeyin yalnızca yüzeyine baktığımızda ve içten olanı incelemek için görünüşün ötesine geçmediğimiz anlar için geçerdir. Bu bir evin içini İncelemeden dış görünüşüne bakarak anlamak gibidir. İnsanları tanımanın da görünüşlerine göre hüküm verdiğimiz zaman yaparız. İnsanların oynamakta oldukları rollerin ardında yatan, onların gerçek kimlikleri hakkındaki iç görüleri görmeyi öğrenmeliyiz. Dış görünümlerinin ötesine geçerek, hayatlarının asıl amaç realitesini yakalamalıyız, insanların zayıf yanlarından çok kuvvetli yanlarına odaklanarak ilerlemelerini görmek, amaçlarını sezinlemek ve tasdik edilmelidir. İleride ne olabileceği fantezisinde yaşıyor ve bu kişiyi şimdi olduğu haliyle kabul etmekten kaçınıyorsak kendi perdelerimizi kendimiz kapatıyoruz demektir. İnsanlar mevcut potansiyellerini nasıl daha büyük ölçüde eyleme geçire bilec... Devamı

20 11 2010

İNSAN...

 İnsan tek bir tohumdan filizlenmiş; sayısız kaynaktan beslenen bir göle benzer. O farklı kaynaklardan gelen suların karıştırdığı ve pek çok yabancı maddenin bulandırdığı büyük bir göl. Gerçek doğası saf ve temizdir, zaman içinde karışıklıklardan kurtulur, tortular dibe çöker ve su gibi giderek berraklaşır. Çevresine mükemmel biçimde uyum sağlamış bir yaşamı belli bir düşünceye sahip olmayan bir yaşamdır. Bu yaşamda hiçbir yargıya, hiç bir yasağa ya da kusursuz şekillerin sezgisel akışını bozmasına yer yoktur. Bu tam bir mutluluk ve coşkudur, AŞKtır. Düşlere giden yolda yer alan insan bedeni dışlık halidir.Benlik hali ise uyum sağlama isteği uyandıran uyumsuzluktur ve arzudan ayrı tutulamaz. Her arzunun da bilinç hali vardır dönüşür. Eksik uyum ve arzu insanın yumuşak ve karanlık örtüsündeki zaman ve mekanın egemenliğinin son bulduğu ve evrim bağlarının birlik içinde kaynaştığı bir yer olduğunu bilmeliyiz. Ayrıca insanın en büyük coşkusunun, sahip olmada değil, aynı zamanda elde etmemek de olan bir elde etmede yattığını aklımızdan çıkarmamalıyız. İnsan, basit ve yalın bir form ve bilinçle, bünyesinde yabancı her hangi bir şeye yer vermemesiyle, yaşamın en saf ve katkısız biçimi, güzelliğin dolaysız ifadesidir. Sonsuzun, kendini yaşamla sonlu formlarında ortaya koyma şekli olduğunu bilmelidir... OĞAN-MY ... Devamı

20 11 2010

İŞTE O AN...

    ne zaman tutunsam hayaline, dünya dönmeyi unutur, rüzgar esmeyi unutur, bense BENi... işte o an yüreğin kadar yanındayım, nisan yağmurum.... OĞAN.MY Devamı

15 11 2010

İZDÜŞÜMÜ...

Güneş henüz batmamıştı, Gökyüzünün sessizliği, Binbir ışık güzelliğiiyle doluydu. Günbatımının kızıllığı her an değişen tonlarıyla, Tenimi, bedenimi, benliğimi sarıyordu... Varoluşun tüm renkleri ni varlığımda sergiliyordu. Gizemli gerçeğin derinliklerinden, Bir dans fügürü ve melodisi de eklendi. Yaşamın bu çoşkusuna.. Düşüncelerim ölmüşcesine sessiz ve kıpırtısız, Bilincim sonsuz uzamda, kendini -kendiyle, kendinde bütünlüyordu.. İzdüşümü  mincik bir hissti... OĞAN-MY ... Devamı

15 11 2010

KABULLENME...

Her nasılsa, kendi doğamızı görmez olduk. Dünya nevroz ve düş kırıklığının alıp yürüdüğü, öfke ve şiddetin bir uygunculuk tabaksının altında, her an patlamaya hazır bir halde kaynadığı, yabancı ve yapay bir yer oldu çıktı. İnsan nevrotik olarak doğmaz fakat nevrotik bir insanlığın içinde doğar ve toplum herkesi er geç nevrotik olmaya iter. İnsan doğal, gerçek, normal olarak doğar. Fakat yeni doğan, toplumun bir parçası olduğu an nevroz da etkili olmaya başlar. Nevroz bir bölünmeden ibarettir. Tek bir kişi değil, iki beklide daha çok kişisindir. Duyguların ve düşüncelerin iki ayrı şey haline gelmiştir; bu temel nevrozdur. Düşünen yanınla hisseden yanın iki ayrı şey haline gelmiştir ve hisseden yanınla değil düşünen yanınla özdeşleşirsin. Duygu düşünceden daha gerçektir; duygu düşünceden daha doğaldır. Hisseden bir kalple dünyaya gelmişsindir ama düşünce geliştirilir; toplum tarafından verilir. Duygun bastırılmış bir şeyler hailen gelmiştir. Hissettiğini söylediğinde bile, yalnızca hissettiğini düşünürsün. Duygu ölmüştür ve bu belirli nedenlerle olmuştur. Yeni doğan hisseden bir varlıktır. Bazı şeyleri hisseder; henüz düşünen bir varlık değildir. Yaşamdaki doğal olan her hangi bir şey gibi, fakat onu biçimlendirmeye, işlemeye başlarız duygularını bastırmak zorundadır çünkü duygularını bastırmadıkça sürekli sıkıntı çeker. Herhangi bir şey yapamaz çünkü anne baba ve toplum bunu onaylamaz. Ayıplanacak, kıymeti bilinmeyecek, sevilmeyecek. Olduğu gibi kabul edilmez. Belirli bir ideolojiye, ideallere uygun davranmak zorundadır ancak o zaman sevilir. Ne istediğini bilmezsin; kendi gerçek, asıl ihtiyaçlarını bilmezsin. Sonra da insan gerçekçi olmayan i... Devamı

15 11 2010

KAY...

Son değil, sonsuzluktur bu kay... Yanlızca biçimsiz bir biçimdir... Hiçliğin yaşayan yüzü ve görünümüdür... Aslın aynası, aynanın yansımasıdır... Ben kay.......................... OĞAN-MY Devamı

15 11 2010

KEKİK...

 Yusuf'u bilirsin Hayallerin oğlu. Nazlıcan ı anlatırdı, Nazlıcan kekik sürerdi göğüslerine, Güzel koksun diye, Bedirhan ve Suphi nin Gizli gizli baktığı Dağ çiçeği nazlıcan... OĞAN.MY Devamı

15 11 2010

KELEBEK

Kelebeğin, kanat çırpışları gibi sessiz, yüreği... ben den uzaklaşmak ister gibi sevgili bu uçuşlar... OĞAN.MY Devamı

13 11 2010

KENDİNİ BENDE GÖSTER...

    İnsanın gerçek sefaleti, aslında tam olarak ortaya çıkmamış olmaktır. İnsan arzuları pek çoktur ve onları çılgın gibi ve çeşitli hedeflerin peşinden koşar çünkü yaşamlarını, doyumlarını orada bulmaktadır. Ancak bu hal insanı, kendi arzularının ortasında kaybolmuş ve kendini kendinde gölgeleyerek karanlıkta bırakmış olmaktadır. Bu durumda kendini, kişisel çevresinin ötesinde duymamış, asıl benliği ortaya çıkmamıştır. Gerçekliği gerçekleşmeden kalmıştır.   Bu nedenle onun tüm varlığında yükselen ses sözledir." KENDİNİ ORTAYA KOYMA ÖZÜ, KENDİNİ BENDE GÖSTER". Benliğin mükemmel ifadesini bulması için duyulan bu arzu, insan içinde daha derinlerde bir yerdedir. Ebedi ifadenin özü sonsuzun kendini sonluda ortaya koyması-ki  tüm yaradılışı yöneten düş budur.   İnsan özündeki birlik, bilgide birlik, sevgide birlik, amaçta birlik, arayış içindeki ve en yüce varlığını kendinde gösterme arzusu tamamlar. Kendini açığa çıkaran varlık, içsel tebessümüyle kendini kendi özünde gösterdiğinde bir anda her şey kapanır sonlu ile sonsuz buluşmuştur. Birliklerin birliği bir olmuştur.   OĞAN-MY ... Devamı

13 11 2010

KENDİSİNİ UNUTUR...

İnsan ne zaman bir şeyle birlikte olsa kendisini unutur. Kendinizin uzmanı haline gelirseniz tüm yaşamınız değişir. İlişkileriniz tamamıyla farklı olur, çünkü bir ilişkinin %99 kendimizle ve hareketlerimizle ifade edilir. Hareketlerimiz bizi tanımlar. Bir hareketimiz mutsuzluk getiriyorsa, öfke, çatışma ve tartışma getiriyorsa onu o an bırakmalıyız. Onu neden taşıyalım ki? Onun yerine geçebilecek başka bir şey koyalım. Duygu dolu, dikkatli, sevgi dolu kimlikler kullanın ve hiçbiriyle özdeşmeyin. Bu şekilde yaşadığınız da çok büyük bir değişime tanık olacağızdır. Ama aynı tarzda, biçiminde olup olmadığımıza dikkat edin. Aynıdanlık hissettiğiniz anda tavrınızı değiştirin. Kendimiz sadece kendimiz değilizdir. Varlığımızın her saniye değişen bir ruh hail vardır. Biz varlığımızı benimsediğimiz de farklı bir yaklaşım, farklı bir görüş kazandırırız. Her bir anımızın farklılığı fark etmekle yaşam deneyimlerimiz, kendimiz sandığımız o benin bizle sınırlı olmadığını açıkça göreceğizdir. Sen sadece kendin zannettiğin şey seni kısıtlamasından başka bir şey değildir. Yaşadığımız anları güzel diye nitelendirdiğimiz birçok deneyimi anlatmaktayızdır. Oysa yaşadığımız her an, olay yenidir ve daha önce aynı şeyi hiç yaşamadık ve bir daha aynı şeyi hiçbir zaman yaşamayacağız. Şu anımız hiçbir zaman bir daha olmadığının farkında olun. Şimdi öylesine geniş bir sonsuzlukken varlığınızın dışına çıkın varoluşun tamamını görmek varken ona neden vücudundaki iki pencereden bakalım ki? Bu yüzden varlığınızı, kendinizi ve yaşamınızı kullanmaya dikkat edelim, çünkü her bir varoluşumuzun kendine ait bir nüansı vardır. Kendimizle bir oyuncu, bir şair gibi oynayın. Her bir varoluşumuz kendileşiminizin tadını çıkarın, kendinizi sevin ve hissedin. Kendinize kendinizde hissedin ve her anınızın yar... Devamı

13 11 2010

KIRILGANLIK...

Düzenle KIRILGANLIK...   İnsan doğası gereği çok kırılgandır.Bu kırılganlığımız suçluluk sebebi değildir, bilincin en yüksek ifadesidir. Her hangi bir şeyin ifadesi ne kadar yüksekse o kadar kırılgandır. GÜL kırılgandır; TAŞ olmadığı için... Taş yerine gül olduğu için insanın kendini kötü hissetmesine gerek yoktur. Kökler çok güçlüdür ama çiçek o kadar güçlü olamaz. BÜTÜN GÜZELLİĞİ DE O KADAR GÜÇLÜ OLMAMASINDANDIR. Gül sabah yapraklarını güneşe açar. Bütün gün rüzgarla yağmurla ve güneşle dans eder şarkı söyler. Akşam olunca da yapraklarını döker. O ARTIK YOKTUR... İnsan kendini koşulsuz kabul ettiğinde, her varlığın kırılganlığını da kabul eder. Bu yüzden KIRILMAKTAN KORKMAK değildir, KIRILGANLIĞI kabul etmektir YAŞAMAK... Yaşamaktan korktuğun fark eden, kendinden geçmiş olarak doğar. Hayatın en içteki özüdür ve canlı olmanın bir parçasıdır. HAYAT KENDİNDEN GEÇMEKTİR...  OĞAN-MY  ... Devamı

13 11 2010

MAVİ...

SENİNLE HİKAYEMİZ..   SENİN GÖZLERİNİN KIYISINDA BAŞLADI,   O MAVİLİKLERLE, DENİZ OLDU, VURDU KIYILARIMA,   DALGALAR ALDI BENİ BENDEN SANA..   SEN OLDUM SANA...   OĞAN.MY Devamı

13 11 2010

MİNİCİK BİR AŞK...

Minik bir kaçamak, vazgeçilmez tutkunun nesnesine tutunmuş, acemi, ürkek.. bedeninden öteye geçip, canlandırdıklarını birer ruha büründürmüş, gözlerinin sonsuz duru maviliğine, göz kırpan, çapkın bakışlara nakşolmuş, savurgan, imge ve çizgilerle buluşturduğu, beden bedene girmişliğiyle minicik bir aşk...   OĞAN.MY Devamı

12 11 2010

MOR...

MOR fulü kelimeler, Dudaklarımın kafiyesi, Bir dize ellerim.... ve Dudaklarımda, dalgın bir nefes, Çizer tenine, Mor haritasını şehvetin...   OĞAN.MY   Devamı