oganmy
11 Takipçi | 29 Takip
27 01 2011

Devamı

27 01 2011

… DÜŞSEM AŞKLA, ATEŞ ARASINA, ADIM BİLE KALMASA, AMA NE OLUR VAZGEÇMESEM İSİMLERDEN, ANLAMLARDAN BÜTÜNÜNE SAHİP ÇIKSAM TÜM VARLIĞIMLA AŞKI ANLATSAM… OĞAN.MY Devamı

27 01 2011

...

... AŞKIN KÜÇÜK SANDALINI HAYAL IRMAĞINA BIRAKIR AŞK YAZIDAN ÖĞRENİLMEZ YAŞAMAK GEREK… OĞAN.MY Devamı

26 01 2011

Lal olan dilinle yaz...

  ...Sözü taşıyan nefesim - döküldü ağzıma - dilime kelime, hangi perdesinde kopuyordu ki kalbim, kalbinin çığlığı dolduruyor şimdi… Tüm göğsümün üzerinde kim bilir kaç kere dokundun seyreden, eller/im lekesiz kağıda gitti ve yazdım… lal olan dilinle yaz- yaz dedi... OĞAN.MY   Devamı

26 01 2011

Geçti benliğimden...

  ...O beyaz; yağmur yemiş kokuya düşkünlüğüm, ebediyetle sınırsız güzelliğin kaynağı gibi geçti benliğimde... OĞAN.MY   Devamı

26 01 2011

İncecik bir çizgi...

  ...Geceyle gündüz – gündüzle gece arasında incecik bir çizgi, öyle bir başlangıçla başlarken, neler taşıdığını güne, gündüze bırakıp geçiyor veya geceye herşeyi bırakıp geçiyor inceden inceye. OĞAN-MY   Devamı

26 01 2011

Buydu benim AŞKIM...

  ...Onu bir yığın ayrıntının güzelliğinde yapıyor, bozuyor, kuruyor, yeniden kuruyor. Aşk ediyor, fikir ediyor, kalp ediyor hissediyordum. Buydu benim AŞKIM... OĞAN.MY   Devamı

26 01 2011

SÖYLEMEZSEM ÖLMEMDİ...

  ...Seni seviyorum demek. Ruhun ve bedenin bütün zerreleri zikre susamışken söylenmezse ölmek demekti. “Söylemem” değil “söylemezsem ölmem di.”... OĞAN.MY   Devamı

26 01 2011

GÜZEL BİLİNMEK İSTER...

  ...Güzel bilinmek ister… Varlığın sebebi özlemekten başka bir sözcükle özledim çok özledim. Hiç yazmadım. Ortak kıl beni varlığın en yakın mucizesine. OĞAN.MY   Devamı

20 01 2011

BİR BİLSEN -2

B i r B i l s e n . . . Ucu yırtık defterime yazdıklarımı…   Konaksız ve sakınmasız sokuluş…  Bir gül yaprağı kadar mesafe olurdu sevgiliyle aramızda. Ancak aşkla aramıza bir gül yaprağı bile sığmazdı... Hem önümdeki hem arkamdaki zamanın resmini içimde taşıyorken, Anlatışını en çok da anlatamayışına, aktığımı akmadığımı, içinde bir çok suret taşıyan yüzümün sesiz güzelliğini ve suretten surete, sonra aslına geçişimi, dışımda kalan, evreni tamamladığımı. Onunla tamlandığımı. Bu yüzden herşey olduğumu, onaylamıştım benliğim, hiç kimseni onaylayamayacağı bir onaylayış gizli varlığımı görünür kılmıştı…   "Karanlıktı aynanın arkasından görünen, varlığım kelimeydi ve kelimeleri ateşe verdim. Hafif bir rüzgar gibi geçiyorken zaman ben artık hiç birşeyi hatırlamıyorken, hatırladıklarımda unutmuşken. Bir buruk ah yükseldi sonsuza ateş-ten. Ah ile duman ateşten yükselirken, başka hayatlar dolaşıp durdu içimde... Hayatlar kendi yaşamına dair isminin ateş olduğunu bilmeden düştü ateşe ve kimi sözcükleri ateş-ten topladı teker teker... Şimdi ben yazmakta olduğumla ilişkisiz, kağıtla kalem arasında, asıl merak edilesi yanı bilinmekle birlikte. Kimin sözcükleriyle yazıldı bu yaşam? Yazıp bitirmiş olduğumla ilişkili sürdüreceğim bu yazıyı... İlk insan kadar eski, son insan kadar yeni olan söyledi bütün bunları... Harfleri, alevi titrek şuursuzca söylenmiş bir ateş dokundu kağıda. Kağıdı tutuşturan kalem, söz uçar, kağıt yanar. Ateş-ten yanar da, yananın haberi olmazdı aşktan..." Sol gögsümün altında evrenin nabzını tutan dan... OĞAN-MY   ... Devamı

19 01 2011

DÖKÜLEN TOPLANMAZ...

OĞAN - MY ‎... KİM BİLİR KAÇ DİZEDE KALEME VURULAN DUYĞULARDAN DAHA ÖNEMLİ BİR HALDİR BU YAŞAM… DUYGUSU İBRİKTEN GEÇMİŞ. ANCAK BEKLEME YANI İKNA EDİLMİŞ GÖRÜLME VE BİLİNME HAKKINDA GÖNÜLLÜ VAZGEÇİLMİŞ BİR AŞKTIR BENDEKİ… DÖKÜLEN TOPLANMAZ ADI AŞKSA... OĞAN.MY Devamı

19 01 2011

SABIKALI BENİM...

OĞAN - MY   Kalbim sabıkalı benim. Bir bedenden yer alması, aşka düşmüş olması. Çağlayan önünde kalmış kâğıt gemiler gibi iradesiz, ona akarken suç var oluyordu da suçlu olmuyordum...OĞAN.MY   Devamı

19 01 2011

BENDE OLANDIR....

OĞAN - MY BU BENİM SENDE NE GÖRDÜĞÜMLE İLİŞKİLİDİR, ÇÜNKÜ SENDE NE GÖRÜRSEM, BİLİRİM Kİ BENDE OLANDIR.... OĞAN-MY   Devamı

19 01 2011

YAĞMUR KOKUSU...

YÜREĞİMİN SESİ, YAĞMUR YAĞMIŞ TOPRAĞIN KOKUSUYLA SUSTU... OĞAN.MY   Devamı

19 01 2011

HİSSEME DÜŞÜEN...

OĞAN - MY Oyun yorgunu bir çocuk gibiyim... Rengin bütün lisanlarıyla... Bordo gül,pembe menekşe,sarı karanfil, Birde su kenarlarındaki, mor nilüfer. Sonsuz devir-daim de benim hisseme düşen görüntü... ...OĞAN.MY Devamı

19 01 2011

BİR BİLSEN -1

B i r B i l s e n . . . Ucu yırtık defterime yazdıklarımı… Yüzümle konuşuyorum şimdi!     Aşeka kökünden gelen aşk... ATEŞ-TEN! O ki bir ismi. Zaman dizimi ihlal edilmiş olan bir hikâyeden. Zaman zamandan önce… Zaman zamandan sonra... Kendisine ait isimle yaşadığı hayatta o kadar çok kendi isminden geçti ki. Bir isim kaldı geriye o da tek kelimeydi ben. Adı sözden çıkaran her bilincin son bulmuş bir hikâye olması isim ve hayat arasındaki ölümcül nüanslardandı. İsmin ulaşmadığı yerde hükmü geçmezdi, isim kadar yaşadı İnsan. İnsan bu yüzden bir isim demekti. O da isimle ateş-ten arasında durduğundan. Yazıcı olan ben, vazgeçtiğim isimle seçtiğim isim arasında duruyorum.  Yazan, okuyan ırmak, olmalıydı ismi ben... Işık su kıyısında - bana doğmuş... İlk an… Evvel -  Ezel… Evvel tepeden tırnağa siyah, karanlık… Elleri esmer kelebek, Elimde bir ateş, sırtımda bir ten… Saçlarım dağınık, kalbimde heyecan fırtınası... Uzanıp usulca karanlığın koynuna, yaklaşıp bir yastığın başucuna... Bakmakla görmenin bir birinden ayrıldığı o noktada bakışı, bakışa ekleyerek baktım... Yüzü küçülen ay gibi gölgeli bir aydınlık adımla, adı arasında aşk sözcüğünün harflerinin, düşecek olana bakmıştım... OĞAN.MY   Devamı

29 12 2010

DÜŞÜM...

      Herkes de yer alan, yaşayan. Bende ki varlığıyla DÜŞÜM... Sınırlarımın da üzerinde yüksekliklere, duygularımın da altında derinliklere zorlayan, sevdiren, seven ve arzulatan... OBİR TEK DÜŞ...   OĞAN.MY Devamı

29 12 2010

DÜŞÜNCE...

Düşünce yaratıcıdır...     Düşünce yaratır olaylar düşüncemizin, benlik durumlarımızın elle tutulur gözle görünür olmasıdır.Bundan dolayı olaylar ve durumlar aynı şeydir. Durumlar kişinin benliğinde üretilirken olaylar zaman içinde ve irademizden bağımsız olarak ortaya çıkıyormuş gibi gözükerek yaşamda oluşur. Halbuki gerçekte onlar için sürekli yakaran ve farkında olmadan onları yaratan biziz dir. İster olumlu ister olumsuz olsun insanı düşünceleri daima yaratıcıdır ve ortaya çıkacağı bir zamanı hep bulur. Düşüncelerimiz yollayıp unuttuğumuz elimizle yazdığımız davetiyeler gibi onlara karşılık gelen olayları kendine çeker. Koşullar buluşmalar, olayları sorunlar ve aksilikler, sürçmeler ve başarısızlıklar yani üstü örtülü bir biçimde kendilerine yakardığımız istenmeyen korkular artık onları aklımıza bile getirmediğimiz uygun bir zamanda kapımızı çalarak yaşamımıza girerler. Beklenilmeden birden bire olduğunu sanmamızın asıl nedeni bizim kendi durumlarımıza dikkat etmememizdir. Beklenilmeyen hep uzun bir hazırlık dönemi gereksinir.İster bilinçli ister bilinçsiz olsun kişinin başına kendi rızası olmadan hiçbir dış olay gelmez öncelikle psikolojiden geçmeden, hiçbir şekilde karşılaşmaz. Düşünce bu yüzden çok güçlüdür. Olgular- olaylar   deneyimler olarak nitelendirdiklerimiz ve yaşamda gerçekleşme olanağı bulunan her şey kendileriyle aynı dalga boyunda onlarla buluşmak üzere halen uygun adım yürüyen benlik durumlarımızdır. Durumlar gerçekleşmek için doğru zamanın gelmesini bekleyen olaylardır. Duygularımızın kalitesi, düşüncelerimizin genişliği, tam şu andaki ruh halimizi gör&u... Devamı

29 12 2010

DÜŞÜZ BİZ...

DÜŞÜNÜYORUM  DÜŞÜNÜYORSUN! DÜŞÜNDÜKLERİNİ BEN DÜŞÜNDÜĞÜM İÇİN, DÜŞÜNDÜĞÜNÜ BİLİYORMUSUN.     Düşüncelerle, yaşamın aynı seyir halleri vardır. İkisi de aynı şeydir aslında. Küçük düş halleri bilinçsel hayali bir yola saptırır. Bir düş diğerini yaratır, bir düşünce diğerine yol açar ve bu böyle birinden diğerine giderek varoluştan daha da ötelere gider. Düş ünceler yaratıcıdan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hayali bir yol, kavramlarla seyirdir aslında, düşlerinizle yaratıcı olun ve öz varlığa aslınıza geri dönün. Hayatla ilgili, yaşamla ilgili asıl varlığa derin bir şekilde kök saldığınızda çözülebilir. Düşüncelerle uçtuğunuzda köklerinizden kopar, kendinizden uzaklaşırsınız. Yaşamınıza, düşlerinize, düşüncelerinize dikkat edin. BEN DÜŞLEDİĞİMDE SEN BİR DÜŞÜNCE İDİN, SEN DÜŞLEDİĞİM DÜŞÜN DÖNÜŞÜMÜNÜ YAŞIYORSUN, SEN İÇSEL DÖNÜŞÜMLERİNİ KAYITSIZ KOŞULSUZ KABULLENDİĞİNDE, SEN OLURSUN... Size alışılmadık bir deneyim kazandıracak bir fırsatı asla kaçırmayın. Daha hiç yürümediğiniz bir yolda yürümeye hazır olun. Değişim olmasına izin vermediğimiz için mutsuzluğumuzu artırırız, bir şeylere tutunur ve onların sabit olmasını isteriz. Bir şeyi seviyorsanız ona bu gün sahip olduğunuz gibi yarında sahip olmak istersiniz. İşte mutsuzluk bu şekilde artar. Hayatlarınızla oynayın duygularınızı yaşayın, düşü yaşayın. Sonra kitabınızı yazın oynayın kendinizi yazın ve karakterleriniz size geliyor. Yaşamınızın düşünce ile yaratımında bin bir hali var ve yanıda sadece olasılık var o olasılıklar zincirini sadece birini seçerek deneyimler ve ... Devamı

29 12 2010

EY AŞK...

    HER SABAH, YENİDEN DOĞDUM SANA, HER AKŞAM, UYUDUM SANA EY AŞK...   OĞAN.MY   Devamı

21 12 2010

Hiç Mi....

    Donukluk ve hiçlik, boşluk ötesinde bir şey yok. Kendimden çıktım ve bu gece mezarımı ziyarete gittim. Buradakinden daha huzurlu görünüyordu yüzüm. Beden içinde büyük bir parçam var. Camdan göbekli gözün içinde… Bir parçam. İçime dar geldi / içim dinlerken Bu yüzden artık zaman değildim. Hiç bir bakışın anlamı olmayan bilinmedik zamanda... Söz, etin ete bulaşması kadar çıplak işliyordu düşünceler.  Bilindik bir şeyin bilindik bir anda ortaya çıkması gibi toprağıma yürüdü, beyaz teniyle  Cesedimi  ... Ve zaman,kekeme bir alışkanlık gibi Bulaştı dile. o derin kuyulara düşmüştü sanki bu an. Ne kadar erken uyanırsan uyan, karanlık... Gölgeli eliyle yakaladı yüzümü, Aynı anda… Aynı anıya işleyerek kendisini…güldürdüm. ... Bölünür bir değişim insana benzerdi böyle zamanlarda. Dudağının çatlağından ya da dilimin mayasından bir söz, söze karşılık gelmenin en çıplak yerinde silinir beden...Toprak, ondan olanı unutmadı, Ve savurdu tozunu… Kumun üflenildi oyuklarına, Tutuştu narındaki hayat. Ve can. Çekti keskin soluğunu… İçine aldı ondan olanı Ve bilirsin işte zaman öyle başladı… Dudaklarımın arasına sıkıştırdım kelime Sen ya da ben. Artarak azalan kim? Merak ettim.  Hiç mi? Durmadı dokunurken sana Zaman. Dizlerime dokundu. Söz, bir tekrarın terk edilmiş halidir Ayrılır sesten, Ayrılırken yüzler. Ve zaman susmasıdır bütün yüzleri Kokladım bir ceset gibi Ve kokladım sabahın karanlığı kestiği yerde.  Ve ben  bu yüzden hatırlıyorum, Senden çaldığım çocukluğumu... Oğan-my ... Devamı

14 12 2010

SIR AT...

SIRAT! SIR- AT/IY LA ÇIKTIM, SIRATA... SIR-I/ATTIM SIR-A TANRIM! TANRI KÜÇÜK BİR ÇOCUK!!! "DIŞIM DÜNYA KADAR YAŞLI, İÇİM HALA MAHSUM BİR ÇOCUK" OYUN OYNUYOR BENİMLE ÇOCUK... VE HİÇ BİR ŞEY İÇİN BİR PLANI YOK... ÇOCUK.....   OĞAN-MY 12.12.2010/ 12:12   "BEN BENDEKİ ÇOCUĞU ALIP KARTOPU OYNAMAYA GİDİYORUM, KARTOPU OYNAMAK İSTEYEN VARSA GELSİN ÇOCUK..."     Devamı

05 12 2010

HAYAT...

HAYAT; Benim kadar eski; Bir o kadarda yeni... YÜREĞİM; Yüzyıllardır tutuşan bir alev, Aşk ile bedenleri kavurur. HAYALLER; Bir ömrü, Bin ömürü doğurur; durulur; Sesizliğim AŞKI duyurur... OĞAN-MY ... Devamı

05 12 2010

GÖNÜL DENİZİ...

    Benliğimi kasıp kavurun GÜNEŞ, içimi acıtan tatlı lezzet, buram buram kokan, ÇİÇEK, rüzgar ol... okşa benliğimi,yada kabar,köpür,coş dalgalandır şu gönül DENİZİNİ... OĞAN.MY ... Devamı

02 12 2010

ÇIKIYORLAR SİRİUSA...

bu Şairleri, öldürüp diriltmeli, dirldiklerinde büyük çınar oluyorlar, dal budak veriyorlar, yaprak yaprak. yaprağı ayrı bir ulak, dalı bir tuzak. yok yok, bunlar asmalı, yakmalı,yüzmeli.... hatta çukurlar gömmeli. bu da çözüm değil be deli.. onlar yıldız oluyor geceye, gündüze güneş, kimde çıkıyor siriusa... bence herkes söylemeli düz cümlelerler kalbini.... OĞAN-MY       Devamı

01 12 2010

FORMAT...

    Bilinç fiziksel, biyolojik kısmı dışında kalan her şey kozmik yapıyı oluşturur. Kozmik yapı yapılandırılmasında belirli bir amaca yönelik olarak kayıt edilen,  birimin yerine getirilmesini istediği  sıralı işlemler için mantıksal değerlendirme ve karar verme komut ve işlem adımlarının tümüne bilinçaltı programları denilebilinir.            Birimin kayıt etmiş olduğu bilgi birikimi sembolik ifadelerdir. Bir kurallar dizisi takip eder ve sonuç zorunlu kabullenme haili şeklinde görünür. Bilincin biçimlendirilmesi halinde sonuç, yaşam birimin kendisinde form halinde gelişmiş bir gerçek olarak ortaya çıkar. Bizler bir veri girmedikçe, değişmedikçe, aklın bütünüyle farklı olan bu boyutuna girmedikçe sorunlarımı, sorularımız yanıtsız kalacaktır. Kendi yaşam gerçeğimizin cevabını ön bilinçte tatmin edilme veya edilmeyen bir yanıt alabiliriz. Bu yanıt tatmin ederse kendimizi keşfederiz. Ama tatmin edilmediğinde başka görüşler aramaya devam ederiz ve değişmeyip olduğumuz gibi kalırız.Kozmik mikro dalga ve fiziksel(maddesel) bedeni olan insan fiziksel yönüyle günlük olarak yaşadığı, yüzeysel yaşamdır ve sürekli değişir, kalıcı değildir. Kozmik yönü gerçek benliğidir ve değişmez. Eğer bir başlangıç olduğunu düşünürse o zaman aynıydı ve eğer son alacaksa o zamda aynı kalacaktır ve sonsuzdur, ölümsüzdür. Bizler bulunduğumuz konum ve uykulu durum bu gerçeği fark etmemizi engeller.            Bu madde evreninde her şey doğar, dönüşüm geçirir ve yenilenmiş bir şekilde yeni formuyla doğar. Varoluş noktasında   yansıtıcıda bu durum y... Devamı

01 12 2010

EDEBİ...

      Edebi edepsizlikle edebiyat, edepmi edepsizlik mi ele alınmalı. Edepsizlik istemenin diğer bir şekli ısrar gibide gözüküyor. Edepse edebiyat benziyor,kurallar kurallar. Bu benim düşüncelerimin edepsizliği belki de yok yok kesin öyle, hoş göstermek istiyorum, edepsizliği ve edepsizliğimi. Sırf sana ihtiyacım var demeyi, anlata bilmek için oynuyorum bu edepsizlikle....     hoş seninde ağzın var dilin yok,bir edepsizlik etme diyemiyorsun bile...   OĞAN.MY   Devamı

01 12 2010

GERÇEĞE BAKIŞ...

    Gerçek biz ona baktığımz zaman oluşur, İşin doğrusu biz sürekli olanı arıyoruz. , durumumuzu geliştirmek için içinde var olduğumuz varoluşu bilmek istiyoruz. Gerçeğin beni ve benim dışımda var olanları, içeren kuralı gerçeği yakaladığımız belirli bir durum içindeyiz. En iyi durum, benim varoluş ile gerçekten uyum içinde olduğum sonsuz şimdidir, onunla dengeye ulaştığım zamandır ki bu, benim tam anlayışa sahip olmam ile olur ve ne zaman arzular, düşüncelerle ve niyetler ile varoluşla eşitlikte olursam. Varoluşta sadece tek bir şeyin var olduğunu anladığım zaman, herkes beni anlıyor ve herkesin arzuları benimkiler yansıtıyordur. Buna denge denir. Varoluş ile o dengede olmaktan daha mükemmel bir durum yok. Bu durum annesinin rahmindeki bir ceninin hissi ile karşılaştırılabilinir. Onun çevresindeki her şey cenine bakmak amacındadır. Direnmeye gerek yoktur, savunma için her tür duvarlar inşa etmeye gerek yoktur. İşte bu bizim gerçekten aradığımız şeydir. Böyle bir duruma nasıl ulaşabiliriz? Bizler bu duruma bir çok farklı seviyede çekiliyoruz, bilinçaltında, bilinçli anlama ile maddelerin formu ile sıvılar, düşünceler ve maddenin arzusunun her aşamasında, cansız, bitkisel, canlı ve konuşan, çevresi ile formda eşitliğe ulaşmak için. Formun eşitliğini nasıl elde edebileceğimizi bilmek, doğa ile eşit hale gelmeyi, saran dünya ile birleşmeyi, herkesin benim istediğim şeyi istediği ve benim gibi düşünebildiği, bir duruma nasıl ulaşılacağını bilmek, kimsenin bana karşı bir şeyi olmadığı bir yer, ya da güç ile bana bir şey verme veya benden bir şey alma arzusunun olmadığı, her şeyin sevgi ve sükûnet ile yapılacağı bir yer. Bu duruma ulaşmak için, benim kim olduğumu bilmeye ihtiyacım var, benim çevremdeki... Devamı

25 11 2010

GİTMESİNE İZİN VER...

    "Daha iyisi gelmekte olmadıkça, hiçbir şey asla hayatınızı terk etmez" Bazı insanlar sahip oldukları şeylere asılmak zorunda olduklarını, çünkü bunların belki de sahip olup - olabileceklerinin en iyisi olduğunu düşünürler. Bir şeye asılıp tutunmak o şeyi sizden tam tersine uzaklaştırabilir; Hayatımıza giren her şey bizlere bir şey öğretmeye gelirler. Bir kişi, bir durum ya da bir şey size öğretebileceğinin tümünü öğrettikten sonra yerini başkalarıyla değişir. Buna karşın yaşamımızda karşılaştığımız zorluklardan biri de, artık size hizmet etmeyen şeylerin gitmesine izin vermememizdir. Gitmesine izin vermek, gelişmenin önemli bir vehçesidir. Gelişmek için, örneğin öfke ya da keder gibi bir tutumu bırakmak isteyebilirsiniz. Bazen, bir kurban ya da kurtarıcı rollerini bırakmaya ihtiyaç duyabilirsiniz. Bazen de bir ilişkinin, bir işin yada bir yaşam biçiminin sona ermesine izin verme ihtiyacında olabilirsiniz. Kendinizi yeni'ye açmayı ve size artık hizmet etmeyen eskinin, gitmesi için serbest bırakmayı deneyin. Hayatınızda halen mevcut şeylere, insanlara ve durumlara bir bakın. Gitmesi için bırakmayı istediğiniz her hangi bir şey var mı? Yaşam değişim yapmayı içerir; hayatınıza yeni formları, tutumları, perspektifleri ve yeni insanları kabul etmeyi içerir. Şimdi; Eskiyi bırakmaya ve yeniyi kucaklamaya kolayca rıza gösterin, gözlerinizi kapayın, düşüncenizi nefesinize yoğunlaştırın. Hayatınızda bir şeyin gitmesine izin verdiğiniz bir zamanı, bir değişim yaptığınız ve her şeyin eskisinden daha iyi hale geldiği bir zamanınızı hatırlayın. Sahip olduklarınızdan daha da iyisine sahip olduğunuzu düşleyin. Yeniye açık olduğunuzu, size hizmet etmeyen eski şeylerin yaşamınızdan gitmesine izin verdiğiniz bilincinize, ... Devamı

25 11 2010

GİZEM...

    KENDİ OLAN, Doğal bir insandır, içtendir ve iki yüzlü değildir. Hayatı doğallığıyla yaşar. Aklın egemenliğinde değildir. Varoluşun bir parçasıdır. Her zaman varoluşla birlikte hareket edip, başka bir yere gitmeye çabalamak yerine var oluşun götürdüğü yere gider. Hayatında amaç yoktur, hayatında anlamlarla ilgili sorular yoktur. Hayatın kendisi o kadar güzeldir ki onu anlamını sorgulamak son derece gereksizdir. Bu temel gerçektir: Hayat tamamıyla, organik bütünlüğüyle, kesinlikle bir gizemdir. Hiç bir bilgi onun gizemli tarafını açıklayamaz. Gizemli olarak kalacaktır. HAYATTAN GİZEMİ ÇIKARAMAZSINIZ, O ONUN RUHUDUR..   OĞAN-MY... Devamı